
AVRUPA’NIN GÖBEĞİNDE BİR UTANÇ TABLOSU: TOPLU MEZARLARI GİZLEYEN SIRBİSTAN VE BATI’NIN SESSİZLİĞİ
Kosova toprakları, 1990’ların sonunda yaşanan Sırp vahşetinin izlerini hâlâ bağrında taşımaya devam ediyor. Son gelen bilgilere göre, Kosova’da sadece üç gün arayla ikinci bir toplu mezar daha keşfedildi. Arnavut halkına yönelik uygulanan sistemli soykırımın kanıtları bir bir gün yüzüne çıkarken, Belgrad yönetiminin takındığı tavır, barbarlığın ve suçluluğun boyutunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
⚫ Son günlerde doğrulanan gelişmeler özetle şunlar:
- Zubin Potok’un Mala Kalludra bölgesinde yürütülen kazılarda insan kalıntıları bulundu ve soruşturma sürüyor.
- Ardından, sadece birkaç gün sonra Jabukë/Jabuka köyünde ikinci bir toplu mezar şüphesi bulunan alan tespit edildi.
- Sırbistan, Kosova yetkililerine Kosova’da ki toplu mezarların bulunmasına yardımcı olan bir Sırbistan vatandaşını tutukladı.

-Kosova İçişleri Bakanı Xhelal Sveçla, Sırbistan’ın mezarların ortaya çıkarılmasına yardım eden Sırp vatandaşlarını tehdit ettiğini öne sürdü ve bu kapsamda Ivica Dačić’in yıllar önce yaptığı “Arnavutların nereye gömüldüğünü gösteren Sırplarla ne yapacağız?” şeklindeki açıklamasını yeniden gündeme taşıdı.
⚫ Sırp Bakan Dacic, Sırpları toplu mezarlarla ilgili detayları ifşa etmemeye çağırdı. Birkaç gün önce ilki bulunduktan sonra Kosova’da ikinci bir toplu mezar keşfedildi. *”Mezarlarla ilgili bilgi veren Sırplarla ne yapacağız?” diye sordu Dacic. Hükümet kontrolündeki medya, Arnavutlara karşı soykırımdan kalma toplu mezarların ortaya çıkarılmasını “Sırp halkına baskı” olarak nitelendiriyor.

⚫ Suçluluk Psikolojisi ve Üste Çıkma Çabası: Terörist Bir Devlet Refleksi
Sırbistan Dışişleri Bakanı Ivica Dacic’in canlı yayında pervasızca sarf ettiği “Mezarlarla ilgili bilgi veren Sırplarla ne yapacağız?” sözleri, bir devlet adamının değil, organize bir suç örgütü liderinin itirafıdır. Kendi halkına, işlenen insanlık suçlarını ve katliamları gizlemesi için açıkça baskı yapan Belgrad, geçmişteki soykırımcı zihniyetinden zerre kadar uzaklaşmadığını kanıtlamıştır.
Daha da vahimi, Sırp devletinin kontrolündeki propagandanın ulaştığı aşağılık boyuttur. Kosova Cumhuriyeti’nin, katliam ve soykırım mağduru kurbanların kemiklerini bulmak, ailelerine bir nebze olsun huzur vermek için yürüttüğü insani ve hukuki araştırmalar, Sırp medyası tarafından güya ” Kosova’daki Sırplara yönelik bir baskı” olarak servis edilmektedir.
Kendi işlediği cinayetleri, katliamları ve soykırımı örtbas etmek için böylesine aşağılık bir manipülasyona başvuran, kurbanların cesetlerini gizlemeyi devlet politikası haline getiren bir yapı, çağdaş bir devlet olamaz. Bu, tam anlamıyla katliamcı ve terörist bir devlet refleksidir.

⚫ Avrupa’nın Göbeğindeki Vahşet ve Batı’nın Utancı
Bugün kendisini “çağdaş medeniyetin, insan haklarının ve demokrasinin beşiği” olarak tanımlayan Avrupa, burnunun dibinde yaşanan bu tiyatroya karşı derin bir sessizlik içindedir.
- Toplu mezarların yerini söyleyen kendi vatandaşlarını tehdit eden bir yönetim,
- Soykırım kanıtlarını yok etmek için resmi düzeyde operasyon yürüten bir kabine,
- Ve bu barbarlığa göz yuman bir uluslararası toplum…
21 yüzyılda, Avrupa’nın tam göbeğinde bu katliamcı devletin var olmasına, bu şımarıklığına ve insanlık suçu işlemeye devam etmesine izin veren Avrupa Birliği ve Batılı güçler, bu utancın doğrudan ortağıdır. Kosova’da topraktan fışkıran her kemik, sadece Sırbistan’ın değil, adaleti ve insanlığı siyasi çıkarlara kurban eden Avrupa’nın da yüz karasıdır.
Arnavut milleti, adaletin tecelli etmesi ve tek bir kayıbının bile karanlıkta kalmaması için mücadelesini sürdürecektir. Sırp devletinin bu aşağılık yüzünü dünya kamuoyuna haykırmak ise sadece bir gazetecilik görevi değil, insanlık borcudur.
arnavuthaber













































