DEĞİŞİMİ KİM BAŞLATACAK?

DEĞİŞİMİ KİM BAŞLATACAK?

Manifesto Bölüm 7

Altı yazıdır soruyoruz.

Sesimizi kimin duyurduğunu sorguladık.
Temsiliyetin ne olduğunu tartıştık.
Önderlik anlayışını masaya yatırdık.
Dernekçiliği sorguladık.
Sonra dönüp kendimize baktık:

“Bizim de sorumluluğumuz yok mu?”

Ardından daha büyük bir soru sorduk:

“Peki, nasıl bir toplum istiyoruz?”

Şimdi sıra en zor soruda:

Değişimi kim başlatacak?

Birilerinin gelip bizim için değiştirmesini mi bekleyeceğiz?

Bir sonraki dernek başkanını mı?

Bir sonraki yöneticiyi mi?

Bir sonraki büyük organizasyonu mu?

Yoksa artık kendimiz mi başlayacağız?

Çünkü toplumların değişimi, yalnızca makam sahiplerinin kararıyla gerçekleşmez.

Toplumun kendisi istemeden hiçbir değişim kalıcı olmaz.

Bir gencin “Ben de söz sahibi olmak istiyorum” demesiyle başlar.

Bir iş insanının “Ben sadece kendi işimi değil, toplumu da büyütmek istiyorum” demesiyle başlar.

Bir dernek yöneticisinin “Bu koltuk bana ait değil, topluma ait” diyebilmesiyle başlar.

Bir medya kuruluşunun “Biz sadece haber vermeyeceğiz, toplumun ortak hafızasını da oluşturacağız” diyebilmesiyle başlar.

Ve sıradan bir vatandaşın bile;

“Benim de bu toplumda bir sorumluluğum var.”

diyebilmesiyle başlar.

Değişim, başkasından beklediğimiz bir görev olmaktan çıkıp hepimizin sorumluluğu olduğunda gerçek anlamına kavuşur.

Artık birbirimizin açığını aramak yerine birbirimizin eksiğini tamamlamamız gerekiyor.

Birinin yaptığı güzel işi küçümsemek yerine büyütmeliyiz.

Bir genç ortaya çıktığında “Daha çok genç” demek yerine önünü açmalıyız.

Yeni bir fikir geldiğinde “Bunu daha önce de denedik” deyip kapıyı kapatmak yerine, “Nasıl daha iyi yapabiliriz?” diye sormalıyız.

Çünkü aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemek, bizi yıllardır bulunduğumuz yerde tutuyor.

Bizim ihtiyacımız birbirinden bağımsız yüzlerce küçük yapı değil.

Birbirini tamamlayan güçlü bir ekosistem.

Dernekler olacak.

Medya olacak.

İş dünyası olacak.

Gençler olacak.

Akademisyenler olacak.

Kültür ve sanat insanları olacak.

Ama hepsinin üzerinde bir ortak fikir olacak:

Biz birbirimizin rakibi değiliz.

Çünkü birimizin başarısı diğerimizin kaybı değildir.

Tam tersine…

Bir gencimizin başarısı toplumun başarısıdır.

Bir iş insanımızın büyümesi toplumun ekonomik gücüdür.

Bir derneğin başarılı projesi hepimizin kazanımıdır.

Bir medya kuruluşunun arşivlediği her bilgi, geleceğe bırakılan bir mirastır.

O halde artık şu soruyu değiştirelim:

“Kim önde olacak?”

yerine,

“Kim ne katkı sunacak?”

diye soralım.

Çünkü mesele artık birilerinin gelip bizi kurtarması değil.

Mesele, bizim ne kadar sorumluluk almaya hazır olduğumuzdur.

Ve belki de bu serinin en başından beri aradığımız cevap burada:

Değişimi başlatacak bir kişi aramıyoruz.

Değişimi başlatacak bir toplum arıyoruz.

Biz bunu yapabilir miyiz?

Elbette yapabiliriz.

Ama önce birbirimize bakıp şunu söylememiz gerekiyor:

“Sen başla” değil…

“Ben başlıyorum.”

Çünkü gerçek değişim, başkasını beklediğimiz gün değil; sorumluluğu üzerimize aldığımız gün başlar.

arnavuthaber

Admin

www.arnavuthaber.com Türkiye Arnavutlarına Yönelik Bağımsız İmece İnternet Yayınıdır

İlgili Haberler

İbrahim Selamet “Kardeşlik Köprüsü” Konferansıyla Sevenleriyle Buluşuyor

İbrahim Selamet, Sakaryalı kitapseverler ve Balkan sevdalılarıyla bir araya geliyor.

Daha fazla oku

Sakarya’dan Balkanlara kardeşlik buluşması!

Yazar İbrahim Selamet’ten öğrencilere kitap hediyesi

Daha fazla oku