“Rumelilik” Maskesi Altında Asimilasyona ve Tekçi Anlayışa Çağdaş Bir Yanıt.

“Rumelilik” Maskesi Altında Asimilasyona ve Tekçi Anlayışa Çağdaş Bir Yanıt.

Öncelikle; Rumelilik adı altında Arnavut Kimliğini Hedef Alan Zihniyeti Kınıyoruz.

Bugün Balkan kökenli halkların kimliğini tarihsel ve sosyolojik gerçeklerden kopararak tek bir paydada eşitlemeye çalışanlar, adeta modern dünyanın insan hakları evrensel ilkelerini okuyamamış bir zihniyetin tezahürünü sergilemektedirler. Karşı tarafın, Arnavut kimliğinin müstakil varlığından duyduğu rahatsızlığı gizlemek için sarıldığı tarihî manipülasyonlar ve istatistiki bahaneler, 21. yüzyılın çağdaş demokrasi anlayışında hiçbir karşılık bulmamaktadır.

  1. Kimliklerin Eşitliği ve “Toptancı” Yaklaşımın Reddi

Her halk kendi adıyla, kendi diliyle ve tarihiyle var olur. Nasıl ki Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımız kendilerini “Bulgaristan Türkü”, Boşnaklar “Boşnak”, Yunanistan’dan gelen mübadiller ise kendi aidiyetleri üzerinden tanımlıyorsa; Arnavut coğrafyasından (Arnavutluk, Kosova, Kuzey Makedonya, Karadağ, Sancak) gelen halkların da kendi ulusal ve kültürel kimlikleriyle anılmasından daha doğal bir şey olamaz.

Anadolu’da bir Muğlalı ile bir Karslının kültürel nüansları nasıl ayrı birer zenginlik ve coğrafi renk teşkil ediyorsa; Balkan coğrafyasından gelen halkların da Arnavut kültürü, Boşnak kültürü, Pomak kültürü gibi müstakil kimlikleri ve renkleri vardır. Hiçbir topluluğu rızası olmadan yapay bir “Rumelilik” şemsiyesi altında eritmek, kültürel çoğulculuğa ve insan haklarına açıkça aykırıdır.

  1. Geçmişin Baskıcı Rejimlerinin İstatistikleri Bilimsel Değildir

Karşı tarafın argümanlarını dayandırdığı 1930’lu veya 1960’lı yılların nüfus sayımı verileri, o dönemin tek tipçi, asimilasyon politikalarının ve baskıcı devlet akıllarının gölgesinde şekillenmiştir. Totaliter veya otoriter eğilimlerin hâkim olduğu dönemlerde, azınlıkta kalan veya farklı dilleri konuşan halkların devlet kayıtlarında kimliklerini özgürce beyan edebildiğini iddia etmek tarih bilimiyle bağdaşmaz. İnsanların ötekileştirilme korkusuyla ana dillerini veya kimliklerini resmi kayıtlara “ikinci dil” ya da farklı formatlarda yansıtamadığı o karanlık dönemlerin verilerini bugün bir “hakikat” gibi sunmak, ancak tarihin akışını kendi çıkarlarına göre bükme çabası olabilir.

  1. Evrensel Haklar ve Kültürel Otonomi

21’inci yüzyılda demokrasi; farklılıkları yok saymak değil, onları olduğu gibi kabul etmek ve korumak demektir. Birleşmiş Milletler ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi normlarına göre;

  • Kendi kimliğini tayin etme hakkı bireysel ve kolektif bir temel haktır.
  • Hiçbir topluluk, başka bir zümrenin ideolojik veya nostaljik fantezileri uğruna kendi kimliğinden vazgeçmeye zorlanamaz.
  • “Rumelilik” kavramı kültürel bir nostalji olarak kalabilir; ancak bu kavramın siyasi bir mühendislik aracı olarak kullanılarak Arnavut kimliğini yutma girişimine dönüşmesi kabul edilemez.

Sonuç Olarak;
Tarih, sloganlarla değil; halkların özgür iradesi ve gerçek tarihiyle yazılır. Biz Arnavut’uz; ne tarihimizin ne de kimliğimizin yapay tanımlar altında eritilmesine izin veririz. Kimliklerimizin üzerindeki bu vesayetçi ve tek tipçi bakış açısını reddediyor; herkesi evrensel hukuka, insan haklarına ve toplumsal barışın temel şartı olan karşılıklı saygıya davet ediyoruz.

Biz Arnavut’uz; Rumelili değil!

arnavuthaber

Admin

www.arnavuthaber.com Türkiye Arnavutlarına Yönelik Bağımsız İmece İnternet Yayınıdır

İlgili Haberler

DEĞİŞİMİ KİM BAŞLATACAK?

Birilerinin gelip bizim için değiştirmesini mi bekleyeceğiz?

Daha fazla oku

İbrahim Selamet “Kardeşlik Köprüsü” Konferansıyla Sevenleriyle Buluşuyor

İbrahim Selamet, Sakaryalı kitapseverler ve Balkan sevdalılarıyla bir araya geliyor.

Daha fazla oku