
Kuzey Makedonya Türk Siyasetinde “Bütçe” Çıkmazı: Geçim Kapısı mı, Hizmet Yarışı mı?
Kuzey Makedonya’da Türk toplumu, çok kültürlü yapının en köklü unsurlarından biri olmasına rağmen, siyasi arenadaki kronik parçalanmışlığın faturasını her geçen gün daha ağır ödemekle yüz yüze. Son olarak Adalet Bakanlığı’nın Open Finance sistemi üzerinden 2 Haziran 2026’da açıkladığı resmi veriler, bu parçalanmışlığın arka planındaki ekonomik “rahatlığı” ve “Neden birleşmiyorlar?” sorusunun yanıtını yeniden tartışmaya açtı.
🔷 2025 yerel seçim sonuçlarına göre devlet bütçesinden Türk partilerine hatırı sayılır mali destekler aktarıldı:
- Türk Demokratik Partisi (TDP): 11.114.679 denar (Yaklaşık 180.169 Avro)
- Türk Hareket Partisi (THP): 6.093.510 denar (Yaklaşık 98.776 Avro)
- Türk Milli Birlik Hareketi (TMBH): 5.814.556 denar (Yaklaşık 94.254 Avro)
Toplamda 370 bin Avro’yu aşan bu devlet yardımları, partilerin seçimlerde aldıkları oy oranlarına göre dağıtıldı. Tabloya dışarıdan bakıldığında demokratik bir hak gibi görünen bu yardımlar, madalyonun diğer yüzü çevrildiğinde derin bir paradoksu ortaya koyuyor.
🔷 Siyaset Bir İdeal mi, Yoksa “Geçim Kapısı” mı?
Bugün Kuzey Makedonya’da aktif 3 Türk partisinin yanı sıra, bir de partileşme sürecinde olan yeni bir hareket bulunuyor. Yaklaşık 100 bin civarında bir nüfusa sahip (veya resmi kayıtlara göre daha az gösterilmeye çalışılan) bir azınlık için 4 farklı siyasi odak, lüks olmanın ötesinde apaçık bir intihardır.
Sokaktaki Türk seçmenin en büyük sitemi tam olarak burada başlıyor: Bu partiler neden bir araya gelemiyor?
Resmi bütçe verileri, bu sorunun altına acı bir şüphe bırakıyor. Dağınık kalarak, her biri kendi küçük delege yapısını koruyan ve devletten yüz binlerce Avro seçim yardımı alan yapılar, acaba siyaseti topluma hizmet için mi yapıyor, yoksa bu bütçeleri birer “geçim kapısı” ve koltuk garantisi olarak mı görüyor? Birleşilmesi halinde tek bir çatı, tek bir liderlik ve dolayısıyla tek bir bütçe yönetimi olacağı için, mevcut parti elitlerinin kendi ekonomik ve siyasi konfor alanlarından vazgeçmek istemedikleri tezi her geçen gün güçleniyor.
🔷 Ankara’dan Destek Alıp, İçeride Dağılmak
İşin bir diğer düşündürücü boyutu ise dış destekler. Devletten bu bütçeleri alan partilerin en az ikisinin, anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nden de her türlü lojistik, siyasi ve manevi desteği talep edip arkalarına aldığı sır değil. Ankara, Balkanlar’daki soydaşlarının tek bir ses olmasını, haklarını daha gür savunmasını arzularken; Üsküp’teki siyasi aktörler bu büyük desteği toplumsal bir sinerjiye dönüştürmek yerine, kendi küçük delege savaşlarında birer güç tahkim aracı olarak kullanıyorlar.
Anavatanın yapıcı ve birleştirici rüzgarı, buradaki kişisel hırsların ve koltuk hesaplarının bariyerine çarpıyor.
🔷 Dağınıklığın Bedeli: Eriyen Temsil Gücü
Peki, bu dağınıklık kime yarıyor? Kesinlikle Kuzey Makedonya Türklerine değil.
- Eriyen Kadrolar: Türk seçmenin oyları 3-4 parçaya bölündüğü için, kritik belediyelerde ya da meclis aritmetiğinde Türklerin pazarlık gücü günden güne zayıflıyor.
- Çözümsüz Kalan Kronik Sorunlar: Eğitimde Türkçe kitap eksikliği, kamu istihdamında hak edilen kotaların alınamaması, köylerdeki altyapı yetersizlikleri ve gençlerin Avrupa’ya göçü gibi devasa sorunlar dururken; partiler sadece “kim daha çok denar aldı” veya “kim daha çok delegeye sahip” yarışı yapıyor.
- Seçmenin Sandıktan Uzaklaşması: Çözüm üretmeyen, sadece seçim döneminde kapı çalan ve sonrasında devlet yardımını kasasına koyup kabuğuna çekilen siyaset tarzı, Türk seçmeninde derin bir güvensizlik ve apolitizm (siyasetten uzaklaşma) doğuruyor.
🔷 Sonuç: Ya Topyekün Birleşme Ya Topyekün Erime
Kuzey Makedonya’daki Türk siyasi liderlerinin artık şapkayı önüne koyup düşünme vakti gelmiştir, hatta geçmektedir. Siyasi partiler, devlet bütçesinden ya da dış desteklerden beslenen birer “ticari işletme” veya “istihdam bürosu” değildir.
Eğer 2025 yerel seçimlerinden alınan bu bütçeler, halkın somut sorunlarını çözecek projelere yatırılmayacaksa, Türk toplumunun bu topraklardaki ağırlığı günden güne erimeye devam edecektir. Kuzey Makedonya Türklerinin kurtuluşu; tabelası çok, etkisi az olan mikro partilerde değil; kişisel hırsları ve bütçe konforunu bir kenara bırakıp tek bir çatı altında, tek ses olabilen güçlü bir iradededir. Aksi takdirde, tarih bu liderleri “toplumu birleştirenler” olarak değil, “bütçe için toplumu bölenler” olarak yazacaktır.
arnavuthaber













































