Arnavutluk’un Gıyabında Mahkum Ettiği, SSCB’nin Tümgeneral Yaptığı Arnavut: Jani Kiço Lufi

Komünist Tiran’dan Kızıl Ordu’nun Zirvesine: Arnavutluk’un Gıyabında Mahkum Ettiği, SSCB’nin Tümgeneral Yaptığı Arnavut: Jani Kiço Lufi

Soğuk Savaş dönemi, dünya tarihinin en keskin ideolojik kırılmalarına sahne olurken, bu fırtınanın ortasında kalan bazı hayatlar adeta birer casusluk romanından fırlamış gibi karşımıza çıkıyor. Akdeniz’in küçük ama inatçı ülkesi Arnavutluk ile devasa Sovyetler Birliği (SSCB) arasındaki o meşhur 1961 kopuşu, binlerce insanın hayatını altüst etti. Ancak bu kopuşun doğurduğu öyle bir figür var ki, hikayesi tarihin tozlu raflarında adeta bir sır gibi saklı kaldı.

Gjirokastër’de (Ergiri) genç bir partizan olarak yola çıkan, Enver Hoca tarafından gıyabında “vatan haini ve KGB ajanı” ilan edilen, buna karşılık Kızıl Ordu’da basamakları tırmanarak Tümgeneralliğe kadar yükselen Jani Kiço Lufi (Rusya’daki adıyla Yan Konstantinoviç Lyufi). Tiran’ın lanetlediği, Moskova’nın ise göğsünü nişanlarla donattığı bu gizemli Arnavut generalin, Krasnodar’da son bulan 92 yıllık sıra dışı yaşam öyküsünü Arnavut Haber okuyucuları için derinlemesine araştırdık.

Jani Kiço Lufi’nin Filmleri Aratmayan Hayatı

Genç Bir Partizan ve Ordunun Parlayan Yıldızı (1931 – 1959)

Jani Kiço Lufi, 15 Mayıs 1931’de Arnavutluk’un güneyindeki tarihi Gjirokastër (Ergiri) şehrinde doğdu. Erken yaşta anne ve babasını kaybederek yetim kalması, onun karakterini çelikleştiren ilk dönüm noktası oldu. II. Dünya Savaşı sırasında, henüz çocuk denecek yaşta, İtalyan ve Alman işgaline karşı direnen Arnavutluk Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne (LANÇ) katıldı ve dağlarda partizanlık yaptı.

Savaşın ardından kurulan komünist rejim bünyesinde, askeri yeteneği sayesinde hızla fark edildi. Tiran’daki askeri okullarda gösterdiği üstün başarı, onu Arnavutluk Halk Ordusu’nun gelecekteki komuta kademesi için en güçlü adaylardan biri haline getirdi. Takvimler 1959’u gösterdiğinde, askeri kariyerinin zirvesi olarak görülen bir fırsat yakaladı: Hükümet tarafından, Moskova’daki dünyaca ünlü M.V. Frunze Askeri Akademisi’ne yüksek kurmaylık eğitimi alması için gönderildi.

Büyük Kopuş ve Tarihi İtaatsizlik: 1961 Krizi

Lufi, Moskova’da taktik ve strateji eğitimi alırken, dünya siyasetinde dengeleri değiştiren Sovyet-Arnavut Ayrışması patlak verdi. Enver Hoca liderliğindeki Tiran yönetimi, Nikita Kruşçev’in Stalin karşıtı politikalarını “revizyonizm” olarak nitelendirdi ve SSCB ile tüm diplomatik ilişkilerini kesti.

1961 yılında Tiran’dan Moskova’ya kesin ve net bir emir ulaştı: “SSCB’deki tüm Arnavut subaylar ve öğrenciler derhal ülkeye dönecektir.” Dönen pek çok subayı Tiran’da hapishaneler, kurşuna dizilmeler veya zorunlu çalışma kampları bekliyordu; çünkü Enver Hoca rejimi, Moskova’da kalan herkesi potansiyel birer casus olarak görmeye başlamıştı. Jani Kiço Lufi, bu tarihi yol ayrımında Tiran’ın emrine itaat etmedi ve Moskova’da kalmayı seçti. Arnavutluk’ta onu bekleyen koruyucu bir ailesinin olmaması ve eğitimini yarım bırakmak istememesi bu kararda etkili oldu.

Tiran’da Hain, Moskova’da Kahraman

Bu itaatsizliğin bedeli ağır oldu. Tiran askeri mahkemesi, Jani Lufi’yi gıyabında vatan hainliği ve “KGB ajanı” olmakla suçlayarak mahkum etti; Arnavutluk vatandaşlığından ve ordusundan ihraç edildi.
Ancak Moskova, bu parlak Arnavut subayını yalnız bırakmadı. 1962 yılında Frunze Askeri Akademisi’ni başarıyla bitiren Lufi’ye Sovyet vatandaşlığı ve Sovyet ordusunda rütbe verildi. Orduda gösterdiği taktiksel deha sayesinde Sovyet basamaklarını hızla tırmandı.

1973-1977 yılları arasında SSCB’nin stratejik öneme sahip 197. Motorize Piyade Tümeni’nin komutanlığını üstlendi.

Ardından, Kafkasya’nın kalbinde yer alan 12. Tüfek Kolordusu’nun (Kuzey Kafkasya Askeri Bölgesi) Genelkurmay Başkanlığı görevine getirildi.

1983 yılında, bir Arnavut’un dünya tarihinde ulaşması neredeyse imkansız olan bir rütbeye, SSCB Silahlı Kuvvetleri Tümgeneralliği (Major General) rütbesine terfi ettirildi.

Hizmetleri karşılığında kendisine Sovyetler Birliği’nin en prestijli nişanlarından olan “Kızıl Yıldız Nişanı” ve “SSCB Silahlı Kuvvetlerinde Anavatana Hizmet Nişanı” takdim edildi.

Sürgün Yılları, Geciken İade-i İtibar ve Son Yolculuk

1989 yılında, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının hemen öncesinde, 48 yıllık askeri hizmetin ardından emekli olan Lufi, Rusya’nın güneyindeki Krasnodar kentine yerleşti. Sivil hayatta da aktif kalarak Krasnodar’da belediye başkan yardımcılığı ve askeri gaziler derneği başkanlığı yaptı.
Komünist rejimin yıkılmasının ardından, doğduğu topraklara olan özlemini dile getirmekten çekinmedi. 2003 yılında Rusya’da, 2008 yılında ise Tiran’da Arnavutça olarak yayımlanan “Nga partizani shqiptar deri në gradën e gjeneralit sovjetik” (Arnavut Partizandan Sovyet Generaline) adlı otobiyografisini kaleme aldı. Kitabında, Tiran’ın kendisini casuslukla suçlamasına sitem ederek, “Beni suçladılar ama ben sadece iyi bir asker olmak ve eğitimimi tamamlamak istemiştim” sözleriyle tarihe not düştü.

İki büyük devletin, iki farklı ordunun tarihine yön veren bu sıra dışı general, 15 Temmuz 2023 tarihinde, 92 yaşındayken Krasnodar’da hayata gözlerini yumdu. Jani Kiço Lufi, arkasında ideolojik kavgaların ötesinde, salt askeri dehasıyla iki farklı dünyada zirveye oynamış gizemli bir yaşam öyküsü bıraktı.

©️Arnavut Haber Kaynak Belirtmeden Yayınlanamaz

Yayınımız Sonrası Leto Rroka bize Jani Kiço Lufi hakkında alttaki detayları iletti.

Arnavut Asıllı Sovyet Generali Jani Kiço Lufi’nin Hayat Hikâyesi

Jani Kiço Lufi, 1931 yılında Gjirokastër’e bağlı Dropull bölgesinin Sofratika köyünde dünyaya geldi. Babası Yunan azınlığına mensup Kiço Lufi, annesi ise Himara’nın Qeparo köyünden Teodora Kopali idi. Küçük yaşlarda anne ve babasını kaybeden Jani, oldukça zorlu bir çocukluk dönemi geçirdi.

Henüz 14 yaşındayken, Thanas Ziko Partizan Taburu’nun en genç savaşçısı olarak II. Dünya Savaşı sırasında partizan saflarına katıldı. Savaşın ardından 1945 yılında Skenderbeg Askerî Okulu’nda eğitimine başladı. 1950 yılında Birleşik Askerî Okul’a kabul edildi ve mezuniyetinin ardından teğmen rütbesi alarak okulun karma silahlı tabur komutanlığına getirildi.

1958 yılında, Arnavutluk’un önde gelen spor kulüplerinden Partizani’nin atıcılık takımını temsilen Leipzig Olimpiyatları’na katıldı. Burada 200 metre mesafede 3×10 otomatik tüfek atış yarışmasında mücadele etti. Aynı zamanda Arnavutluk kafilesinin bayraktarı olarak açılış töreninde ülkesini temsil etti.

Jani Lufi, Arnavutluk Halk Cumhuriyeti Onur Kıtası’nın komutanı olarak görev yaptı. Bu görevi sırasında Arnavutluk’u ziyaret eden birçok önemli siyasi ve askerî şahsiyeti karşıladı. Bunlar arasında Çin Savunma Bakanı Peng Dehuai, Bulgar lider Velko Çervenkov, Bulgaristan Başbakanı Anton Yugov ve Sovyet Mareşali Georgi Jukov gibi isimler bulunuyordu.

20 Ağustos 1959 tarihinde Sovyetler Birliği’ndeki Frunze Askerî Akademisi’nde eğitimine başladı. Akademiyi 26 Haziran 1963 tarihinde başarıyla tamamladı.

1961 yılında Arnavutluk ile Sovyetler Birliği arasındaki ilişkilerin bozulması üzerine, Sovyetler Birliği’nde eğitim gören tüm Arnavut sivil ve askerî öğrenciler ülkelerine geri çağrıldı. Ancak Jani Lufi, sağlık sorunları nedeniyle bir sanatoryumda tedavi gördüğünü gerekçe göstererek akademide kalmayı tercih etti. Daha sonra 2003 yılında yayımladığı “Arnavut Partizandan Sovyet Generaline” adlı otobiyografik eserinde, 3 Ağustos 1961 tarihinde Moskova’daki Arnavutluk Büyükelçiliği’ne dönmeyi reddettiğini bizzat açıkladı.

Jani Lufi ile röportaj yapan tek Arnavut gazeteci askerî muhabir Petro Godeshi oldu. Bu röportajlarda Lufi, doğduğu topraklara duyduğu özlemi dile getirse de hayatı boyunca Arnavutluk’a bir daha dönmedi. Buna karşılık oğulları Andrea ve Konstantin, turist olarak Arnavutluk’u ziyaret ettiler.

Sovyet ordusundaki kariyerine komuta subayı olarak başladı. 1964 yılında Kuzey Kafkasya’da bulunan 19. Tümen’in 32. Motorize Alayı’nın komutanlığına getirildi. Daha sonra aynı tümenin komutanı oldu. Bu tümen daha önce Kliment Voroşilov, Semyon Timoşenko, İvan Konev ve Andrey Yeremenko gibi II. Dünya Savaşı’nın ünlü Sovyet komutanlarına da ev sahipliği yapmıştı.

1976 yılında albay rütbesine yükselerek Krasnodar’daki 12. Karma Kolordu’nun kurmay başkanı oldu. 3 Kasım 1983 tarihinde ise tümgeneral rütbesine terfi etti.

Jani Kiço Lufi, 15 Temmuz 2023 tarihinde 92 yaşında hayatını kaybetti.

Hayatı, eğitimi ve askerî kariyeri hakkında çok sayıda makale ve değerlendirme yayımlanmıştır. Hakkındaki görüşler farklılık gösterse de birçok kişi onun askerî yetenekleri ve disiplinli kariyeri konusunda hemfikirdir.

Kendi değerlendirmemi birkaç cümleyle özetlemek gerekirse; Jani Lufi, yeteneği ve çalışkanlığı sayesinde askerî kariyerinin en üst basamaklarına kadar yükselmiş seçkin bir askerdi. Etnik kökeni ne olursa olsun, doğduğu topraklara karşı sevgi ve bağlılık hissetmeye devam etti. Ancak tüm bunlara rağmen, hayatını ve kariyerini vatanından uzakta sürdüren ve ömrünü gurbette tamamlayan bir isim olarak tarihteki yerini aldı. :::

arnavuthaber #sscb #arnavut

Admin

www.arnavuthaber.com Türkiye Arnavutlarına Yönelik Bağımsız İmece İnternet Yayınıdır

İlgili Haberler

Tiran’da Mantar Binası Tartışması

“Tirana Fountain Plaza” Vizyon mu, Yeşil Alan Yağması mı?

Daha fazla oku

Trump’ın Balkan liderleriyle aynı pozu sosyal medyada gündem oldu

Görüntüler, özellikle Balkan medyasında ve sosyal medya platformlarında kısa sürede dikkat çekti.

Daha fazla oku