SADECE DUA VE ÇORBA YETMEZ: DERNEKLER NE ZAMAN “GERÇEK” SORUNLARA DÖNECEK?
İstanbul’da tabela sayısına bakıldığında Rumeli ve Arnavut camiası en güçlü sivil toplum ağlarından birine sahip görünüyor. Ancak kapıdan içeri girdiğinizde karşınıza çıkan manzara; akşamları mevlid ve dua, sabahları ise namaz sonrası çorba ikramından ibaret bir “geleneksel döngü”den öteye geçemiyor.
Peki ya hayatın gerçekleri? Gençlerin gelecek kaygısı, uyuşturucu kıskacındaki mahalleler ve çözülmeyi bekleyen bürokratik engeller bu derneklerin gündemine ne zaman girecek?
Kültürel Derinlik mi, Şekilsel Gelenek mi?
Balkanlar sadece bir coğrafya değil, yaşayan bir tarih ve edebiyat hazinesidir. Ancak bugün derneklerimizde ne kapsamlı bir tarihi yayın çalışması görülüyor ne de gençleri kökleriyle buluşturacak akademik geziler. Bir gezi düzenlendiğinde dahi, bu genellikle “turistik bir piknikten” öteye gidemiyor. Oysa Arnavut ve Rumeli kültürü, sadece yemek ve ilahiden ibaret değildir; bir duruştur, bir felsefedir.
Gençler Kaderine mi Terkedildi?
Semtlerimizde yeşil alan kalmamış, sosyal tesisler yetersiz. Gençlerimiz mahalle aralarında uyuşturucu ve kumar illetinin pençesine düşerken, dernek yönetimlerinin bu konuda somut bir sosyal proje geliştirmemesi kabul edilemez.
- İşsizlik: Gençler iş ararken derneklerin sunduğu bir “kariyer havuzu” veya mentorluk sistemi neden yok?
- Eğitim: Balkan göçmeni öğrencilere burs sağlamak veya yurtdışı eğitim köprüleri kurmak çok mu zor?
Çifte Vatandaşlık: Bitmeyen Bekleyiş
Halkın en büyük taleplerinden biri olan çifte vatandaşlık konusunda derneklerin lobi faaliyetleri neredeyse yok denecek kadar az. Vatandaş kapı kapı çözüm ararken, derneklerin bu konuda hukuki danışmanlık veya siyasi baskı grubu oluşturmaması, “tabela dernekçiliği” eleştirilerini haklı çıkarıyor.
Sonuç Olarak
Arnavut ve Rumeli dernekleri artık birer “emekli lokali” veya sadece “anma merkezi” olmaktan çıkmalıdır. Yaşayan, üreten, sorun çözen ve gençleri kucaklayan bir yapıya bürünmek zorundadırlar. Aksi takdirde, bu derneklerin kapısına kilit vuracak olan şey ilgisizlik değil, bizzat hayatın kendisi olacaktır.






































