
VAHŞET BU FOTOĞRAFLA BAŞLADI
Slobodan Milošević’in siyasi yükselişini, Balkanlar’ı kana bulayan savaşlardaki rolünü ve tarihe geçen sonunu daha detaylı ve objektif bir tarihsel perspektifle sizin için yazdık
1. Yükseliş Dönemi ve Milliyetçiliğin Körüklenmesi
Slobodan Milošević, 1980’lerin ortalarına kadar Yugoslavya Komünistler Birliği içinde sıradan bir bürokrat ve bankacı olarak tanınıyordu. Ancak, Yugoslavya’nın kurucu lideri Tito’nun ölümünün ardından ülkede baş gösteren ekonomik ve siyasi istikrarsızlığı çok iyi kullandı.
Dönüm Noktası (1987): Milošević’in kaderini değiştiren olay, 1987 yılında Kosova’da (Kosovo Polje) yerel Sırpların protestoları sırasında Sırp göstericilere hitaben söylediği “Sizi bir daha kimse dövmeye cesaret edemeyecek!” sözü oldu. Bu an, onun bir komünist partiliden Sırp milliyetçiliğinin liderine dönüşmesini sağladı.
Özerkliğin Kaldırılması: Gücü eline geçiren Milošević, 1974 anayasasıyla Kosova ve Voyvodina’ya verilen özerk statüleri fiilen ortadan kaldırarak Sırbistan’ın federal yönetimdeki ağırlığını artırdı.

2. Gazimestan Mitingi ve Vahşetin Habercisi (1989)
Modern Balkan tarihinin en kritik kırılma noktalarından birini göstermektedir. 28 Haziran 1989’da, Kosova Savaşı’nın 600. yıl dönümünde düzenlenen Gazimestan Mitingi, sonraki yıllarda yaşanacak felaketlerin adeta bir manifestosu niteliğindeydi.
Görseldeki Sembolizm: Arkada görülen 1389 (Kosova Savaşı’nın yılı) ve 1989 yılları, Sırp milliyetçiliğinin tarihsel mağduriyet ve intikam mitini canlandırmak için kullanılmıştır.
Savaşın Sinyalleri: Milošević, milyonlarca Sırp’ın katıldığı bu mitingde yaptığı konuşmada, “Altı yüzyıl sonra, bugün yine savaşların içindeyiz ve yeni savaşlarla karşı karşıyayız. Bunlar silahlı savaşlar değil ama gelecekte öyle olmayacağı da kesin değil” diyerek açıkça silahlı çatışma sinyalleri verdi. Bu konuşma, Yugoslavya’yı oluşturan diğer halklarda (Hırvatlar, Boşnaklar, Slovenler ve Arnavutlar) büyük bir korku yarattı ve ayrılıkçı süreçleri hızlandırdı.
3. Balkanlar’da Vahşet ve Soykırım Dönemi (1991 – 1999)
Yugoslavya’nın 1991’den itibaren parçalanmaya başlamasıyla birlikte, Milošević liderliğindeki Belgrad yönetimi “Tüm Sırpların Tek Bir Devlette Yaşaması” (Büyük Sırbistan) ideolojisini hayata geçirmek için askeri güce başvurdu.
Hırvatistan Savaşı (1991-1995): Hırvatistan’ın bağımsızlık ilanı sonrası Sırp güçleri Vukovar gibi şehirleri harabeye çevirdi ve ağır sivil katliamları gerçekleştirdi.
Bosna Savaşı ve Soykırım (1992-1995): Milošević’in doğrudan desteklediği Radovan Karaciç ve Ratko Mladiç liderliğindeki paramiliter Sırp güçleri, Bosna-Hersek’te sistematik bir etnik temizliğe girişti. Yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği bu süreç, 1995 yılında Srebrenitsa’da Avrupa’nın II. Dünya Savaşı’ndan sonra gördüğü en büyük soykırımla zirveye ulaştı.
Kosova Savaşı ve Katliyamlar (1998-1999): 1990’lar boyunca ağır baskı altında yaşayan Kosova Arnavutlarının hak arayışı, Sırp ordusunun şiddetli operasyonlarıyla bastırılmak istendi. Binlerce Arnavut katledildi, 800 binden fazla insan yurtlarından sürüldü. Vahşet, ancak NATO’nun 1999’daki askeri müdahalesiyle durdurulabildi.
4. Güçten Düşüşü ve Sonu
Milošević’in kurduğu baskı rejimi ve ülkeyi sürüklediği ekonomik çöküş, Sırp halkı için de katlanılmaz bir hal aldı.
Halk Ayaklanması (Otpor): 2000 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmesine rağmen koltuğu bırakmak istemeyen Milošević, halkın sokaklara dökülmesi (5 Ekim Devrimi) sonucu gücünü kaybetti ve devrildi.
Adalet Önüne Çıkarılması: Nisan 2001’de Sırbistan’da yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla tutuklandı. Kısa bir süre sonra, dönemin Batı yanlısı Sırp hükümeti tarafından Lahey’deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (ICTY) teslim edildi.
Hücrede Ölüm (2006): “Balkan Kasabı” olarak anılan Milošević; soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları dahil 66 ayrı suçtan yargılandığı sırada, 11 Mart 2006’da Lahey’deki hapishane hücresinde geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Mahkeme henüz nihai kararını açıklamadan öldüğü için hukuken hüküm giymemiş olsa da, tarih ve insanlık vicdanı tarafından 90’lı yıllardaki tüm bu acıların baş sorumlusu olarak tescillendi.
arnavuthaber












































