Vize Değil, Hafıza: Yurt Dışına Çıkan Sadece Turist Değil!

Vize Değil, Hafıza: Yurt Dışına Çıkan Sadece Turist Değil!

İTO Başkanı Şekip Avdagiç’in, “Bütün vize kısıtlamalarına rağmen Türk vatandaşlarının yurt dışındaki turizm harcamalarında artış var. Vatandaşlarımızın turizmle ilgili ihtiyaçlarını yurt içinde tutacak politikalar geliştirmeliyiz” sözleri, ilk bakışta ekonomik bir tespit gibi görünebilir. Ancak bu açıklama, Türkiye’nin sosyolojik gerçekliğini ve özellikle Balkan kökenli vatandaşlarının tarihsel hafızasını ıskalayan indirgemeci bir bakışı da beraberinde getiriyor.

Türkiye’den yurt dışına çıkan herkes “turist” değil. Özellikle Balkan kökenli aileler için bu yolculuklar bir tatil harcaması değil; ata toprağına dönüş, mezar ziyareti, akraba ile temas, koparılmış bağların yeniden kurulması anlamına geliyor. Bosna’ya, Kosova’ya, Kuzey Makedonya’ya, Arnavutluk’a yapılan seyahatleri Antalya ile rekabet eden bir “turizm tercihi” olarak okumak, meseleyi ekonomik istatistiklere sıkıştırmak demektir.

Sayın Avdagiç’in de çok iyi bilmesi gereken bir gerçek var. Kendisi de Boşnak kökenli bir isim. Balkanlar’dan Anadolu’ya uzanan göç hikâyelerinin, pasaporttan ya da vize prosedürlerinden çok daha derin bir anlam taşıdığını en iyi anlayabilecek kişilerden biri. Bu nedenle yapılan açıklama, yalnızca eksik değil, aynı zamanda şaşırtıcı.

Bugün Türkiye’de milyonlarca Balkan kökenli vatandaş yaşıyor. Bu insanlar yaz aylarında “yurt dışına çıkıp döviz harcıyor” diye eleştirilecek bir tüketim davranışı içinde değiller. Dedelerinin doğduğu evleri görmek, savaşta yıkılan camilerin avlusunda dua etmek, yaşlı bir teyzenin elini öpmek için yola çıkıyorlar. Bu harcamalar, Türkiye turizmine rakip değil; Türkiye’nin tarihsel derinliğinin doğal bir sonucu.

Asıl sorulması gereken soru şu olmalı: Türkiye, bu çok katmanlı kimliği ne kadar anlıyor? Balkanlar ile kurulan bu organik bağ, yalnızca ekonomik bir “kayıp” olarak mı görülüyor, yoksa kültürel ve diplomatik bir kazanım olarak mı?

Yurt içi turizmi teşvik etmek elbette meşru bir hedef. Ancak bunu, vatandaşın hafızasını ve köklerini görmezden gelerek yapmak mümkün değil. İnsanlara “gitmeyin” demekle değil, gitme nedenlerini anlayarak politika üretilir. Üstelik Balkanlar’a giden her vatandaş, Türkiye’nin kültürel etkisini de beraberinde götürüyor. Bu da çoğu zaman resmi diplomasi kanallarından daha güçlü bir bağ kuruyor.

Özetle mesele, vize kısıtlamalarına rağmen yapılan harcamalar değil. Mesele, bu yolculukların neden yapıldığını doğru okuyabilmek. Balkanlar’a giden Türk vatandaşları sadece turist değil; hafızasını, kimliğini ve tarihini takip eden insanlar. Bunu en iyi anlayacak isimlerin başında da, Balkan göçüyle şekillenmiş bir aile geçmişine sahip olan Şekip Avdagiç gelmeli.

Ekonomi, hafızayı yok sayarak yönetilemez. Hele söz konusu olan Balkanlar ise.

arnavuthaber

Admin

www.arnavuthaber.com Türkiye Arnavutlarına Yönelik Bağımsız İmece İnternet Yayınıdır

İlgili Haberler

Tahir Kolgjini (Kolgin): Arnavut Halkına Adanmış Bir Ömür

Balkan tarihine ve Arnavut milli meselesine dair önemli eserler bırakmıştır.

Devamını Oku

Bafra Arnavutlarından Kıbrıs Gazisi Feriz Adiloğlu Vefat Etti

Feriz Adiloğlu, yıllar boyunca gazi kimliğiyle saygı gören isimlerden biri olarak biliniyordu.

Devamını Oku