Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksander Vuçiç Ankara’da:

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksander Vuçiç Ankara’da: Türkiye – Sırbistan İlişkilerinde Yeni Dönem

ANKARA — Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, resmi temaslarda bulunmak üzere 12 Şubat 2026 Perşembe günü Türkiye’ye geldi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi. Resmî karşılama töreni, iki ülke bayrakları önünde samimi bir fotoğrafla başladı; ardından üst düzey heyetler arası görüşmelere geçildi.

📍 Görüşmelerin Ana Hatları

Ziyaret kapsamında Erdoğan ve Vučić’in baş başa görüşmesi ile ikili ve heyetler arası toplantılar gerçekleştirildi. Toplantıya Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler de katıldı.

Görüşmeler sonrası iki lider, anlaşmaların imza töreni ve ortak basın toplantısı düzenledi. Görüşmelerde öncelikli gündem maddeleri şöyleydi:

– Balkanlarda istikrar ve barış gündemi

– Ekonomik ve ticari ilişkilerin güçlendirilmesi

– Yatırım projeleri ve altyapı işbirlikleri

– Turizmde artan bağlar

– Savunma sanayii ve işbirliğinin derinleştirilmesi

Erdoğan’dan Mesaj: “Balkanlar’ı Asla İhmal Etmeyiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısında Türkiye’nin bölgesel barış ve istikrarı esas alan aktif diplomasi yürüttüğünü vurguladı. Erdoğan, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye’nin çevresinde ve ötesinde barışın tesisine katkı sağlamak için çalıştığını ifade etti. Ayrıca Türkiye’nin Balkanlar’a verdiği önemi şu sözlerle özetledi:

> “Türkiye hiçbir zaman Balkanlar’ı ihmal etmez ve buradaki barış ve kalkınmanın güçlü şekilde sürdürülebilmesi için çabamız sürecek.”

Erdoğan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 3.5 milyar dolar seviyesine çıktığını ve belirlenen 5 milyar dolarlık hedefe doğru adım adım ilerlediklerini açıkladı.

📊 Ekonomik ve Ticari Bağlar

Resmî açıklamalara göre:

İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 2025’te yaklaşık 3.5 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Hedef, ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkarmak olarak netleşti.

Türk yatırımları Sırbistan’da hızla artıyor; bugün 1.500’den fazla Türk sermayeli şirket faaliyet gösteriyor.

Türkiye, Sırbistan’dan gelen turistler için en önemli destinasyonlardan biri haline geldi.

Vučić, ekonomi ve ticaret alanındaki bu gelişmeleri “son derece verimli ve olumlu” olarak nitelendirirken, Türkiye’yi siyasi, ekonomik ve teknolojik açıdan “Hayati derecede önemli bir ortak” olarak tanımladı ve Erdoğan’ın bölgesel liderlik rolüne güçlü destek verdi.

– Savunma, Altyapı ve Bölgesel İşbirliği

Sırbistan Cumhurbaşkanı Vučić, Erdoğan’ın Balkan Barış Platformu girişimini desteklediğini belirterek, iki ülke arasındaki savunma sanayi ve altyapı işbirliklerinin daha da derinleştirilmesinin önemine dikkat çekti. Vučić ayrıca, ileriye dönük ortak komitelerin kurulması ve parlamentolar arası dostluk gruplarının oluşturulması konusunda kararlılık mesajı verdi.

– Ortak Bildiri ve Gelecek Adımlar

Türkiye Cumhuriyeti ve Sırbistan Cumhuriyeti tarafından yayımlanan ortak bildiride, iki ülke arasındaki ilişkilerin 2017’de kurulan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) temelinde olumlu şekilde geliştiği vurgulandı. Başkanlar, YDİK’in dördüncü toplantısını gerçekleştirdikten sonra ilişkileri yeni hedeflerle derinleştirme konusunda mutabık kaldılar.

Ziyaret sonunda Erdoğan, önümüzdeki dönemde Belgrad ve Novi Pazar’ı kapsayacak yeni bir Türkiye ziyareti planladıklarını da açıkladı; bu ziyaretin kapsamlı bir heyetle olacağı belirtildi.

ARNAVUT HABER Ziyaret Analizi

Türkiye–Sırbistan yakınlaşmasının Kosova ve Bosna-Hersek açısından ne anlama geldiği sorusu, Balkan jeopolitiğinin en kritik başlıklarından biri.

Bosna Hersek’ten ayrılma tehtidinde bulunan Sırp lider Milorad Dodik

Özellikle Aleksandar Vučić’in Kosova konusundaki sert söylemleri ve Milorad Dodik’in Bosna-Hersek’in anayasal bütünlüğünü zorlayan adımları düşünüldüğünde, Türkiye’nin Sırbistan’la geliştirdiği stratejik diyalog dikkatle izleniyor.

Konuyu üç başlıkta analiz ettik:

1️⃣ Türkiye’nin Stratejik Hesabı: Dışlamadan Etkileme

Türkiye, Balkanlar’da genellikle “dışlama yerine angajman” politikasını tercih ediyor.

Ankara, Sırbistan’ı tamamen karşısına almak yerine, ekonomik ve diplomatik bağlarla dengeleyici bir ilişki kurmayı hedefliyor.

Türkiye, Kosova’yı tanıyan ve açık şekilde destekleyen bir ülke. Aynı zamanda Bosna-Hersek’in toprak bütünlüğünü de net biçimde savunuyor.

Bu nedenle Ankara’nın yaklaşımı şu mantığa dayanıyor:

> Sırbistan’la temas ne kadar güçlü olursa, kriz anlarında etki alanı o kadar artar.

Bu, klasik bir “kapıyı açık tutarak baskı kurma” stratejisidir.

2️⃣ Kosova Açısından: Risk mi, Fırsat mı?

Kosova bağlamında tablo karmaşık:

Albin Kurti ile Vučić arasındaki diyalog zaten kırılgan.

Sırbistan’ın kuzey Kosova’daki paralel yapılar ve güvenlik krizleri üzerinden baskı kurduğu biliniyor.

Türkiye burada iki rol oynayabilir:

Askeri Caydırıcı: NATO üyesi olması ve Kosova’daki askeri misyonlara verdiği destek, Sırbistan için ciddi bir denge unsurudur.

Ekonomik Caydırıcı: Ankara’nın Belgrad üzerindeki ekonomik etkisi (yatırımlar, ticaret hacmi) kriz anında diplomatik baskı aracına dönüşebilir.

– Risk Unsuru

Eğer Ankara–Belgrad hattı “denge politikası” adı altında Kosova’nın hassasiyetlerini yeterince gözetmezse, Priştine’de güvensizlik oluşabilir.

Dolayısıyla burada Türkiye’nin güven verici mesajlar üretmesi hayati.

3️⃣ Bosna-Hersek ve Dodik Faktörü

Milorad Dodik’in ayrılıkçı söylemleri Bosna’daki en büyük tehdit unsuru.

Türkiye, tarihsel ve siyasi olarak Bosna-Hersek’in toprak bütünlüğünün güçlü savunucularından biri.

Sırbistan ile iyi ilişkiler şu açıdan önemli olabilir:

Belgrad’ın Dodik üzerindeki etkisi hâlâ belirleyici.

Türkiye, Vučić ile temas kanallarını kullanarak dolaylı baskı oluşturabilir.

Ancak burada net bir sınır var:

> Bosna’nın bütünlüğü pazarlık konusu olamaz.

– Türkiye Caydırıcı Olabilir mi?

Evet, olabilir. Ama bu askeri değil, çok boyutlu bir caydırıcılık olur:

NATO üyeliği

Ekonomik etki

Diplomatik nüfuz

AB ile eşgüdüm kapasitesi

Türkiye’nin Balkanlar’da “kriz çıktığında devreye giren aktör” rolü son yıllarda güçlenmiş durumda.

Havuç mu, Sopa mı?

Gerçekçi cevap: İkisi birden.

Havuç:

Ticaret hacmini artırma

Ortak altyapı projeleri

Savunma sanayi işbirliği

Bölgesel ekonomik entegrasyon

Sopa:

Kosova’da provokasyon durumunda açık diplomatik uyarı

Bosna’nın bütünlüğüne zarar verecek adımlara karşı net tavır

NATO çerçevesinde güvenlik koordinasyonu

Tamamen “sopa” politikası Sırbistan’ı Rusya’ya daha fazla yaklaştırabilir.
Tamamen “havuç” politikası ise caydırıcılığı zayıflatır.

🔎 Arnavut Perspektifinden Kritik Soru

Asıl mesele şu:

> Türkiye, Belgrad ile ilişkilerini güçlendirirken Priştine ve Saraybosna’ya güven verebiliyor mu?

Eğer cevap “evet” ise bu yakınlaşma Balkanlar için dengeleyici olur.
Eğer “hayır” ise Arnavut kamuoyunda soru işaretleri büyür.

#arnavuthaber #türkiye #sırbistan

Admin

www.arnavuthaber.com Türkiye Arnavutlarına Yönelik Bağımsız İmece İnternet Yayınıdır

İlgili Haberler

Tahir Kolgjini (Kolgin): Arnavut Halkına Adanmış Bir Ömür

Balkan tarihine ve Arnavut milli meselesine dair önemli eserler bırakmıştır.

Devamını Oku

Bafra Arnavutlarından Kıbrıs Gazisi Feriz Adiloğlu Vefat Etti

Feriz Adiloğlu, yıllar boyunca gazi kimliğiyle saygı gören isimlerden biri olarak biliniyordu.

Devamını Oku