TOPRAĞIN VAKUR EVLADI: BÜYÜK DEDEM HÜSEYİN ARNAVUT

TOPRAĞIN VAKUR EVLADI: BÜYÜK DEDEM HÜSEYİN ARNAVUT

Kıbrıs’ın güneşle yıkanmış, rüzgarı deniz kokan topraklarında, 1898 yılında bir çınar filizlendi: Büyük dedem Hüseyin Arnavut. Annemden dinlediğim masalsı anlatılarda o, sadece bir aile büyüğü değil; uzun boyu, esmer teni ve hiçbir zorluk karşısında eğilmeyen dik yürüyüşüyle adeta bir dürüstlük abidesiydi.

Köyümüzün hikayesi, dedemin karakteri gibi dirençle doludur. Eskiler anlatır; köyümüz önce denizin kıyısında, dalgaların dibinde kurulmuş. Ancak korsanların bitmek bilmeyen saldırıları halkı yıldırmamış, aksine onları dağların arkasına, daha güvenli ve kuytu bir sığınağa şimdiki Balaban Köyüne (İskele iline bağlı) taşımış. İşte dedem Hüseyin, bu göçle kurulan yeni köyün tozuna, toprağına doğmuş.

Alın Teriyle Geçen Bir Ömür
Onun hayatı, toprağa ve hayvana adanmış sessiz bir kahramanlık hikayesidir. Geçimini sağlamak için elinin değmediği iş kalmamıştır.

  • Toprağın Sırdaşı: Çiftçilik ve rençberlikle toprağı işlemiş.
  • Yolların Yoldaşı: hayvancılık yaparak mesafeleri arşınlamış.
  • Emekçi: Hayvancılık ve bahçecilikle on nüfuslu ailesini, altı kız ve dört oğlunu kimseye muhtaç etmeden büyütmüştür.
    Bugün ondan geriye kalan en büyük miras, sadece biz torunlarının gururla taşıdığı Arnavut soyadı değil, onun bıraktığı tertemiz isimdir.

Son Nefeste Bile Onur ve Şefkat
Dedemin vefatı, tıpkı yaşamı gibi naif ama bir o kadar da hüzünlüdür. Yetmişli yaşlarındayken, canından aziz bildiği koyunlarından birinin kuzusu doğumda ölür. Bu kayıp, onun merhametli kalbinde derin bir yara açar. Kimseye yük olmamak, o eksiği hemen tamamlamak için evladından borç alır ve komşu köyün yolunu tutar.

Bir kuzu satın alır; onu evladı gibi kucağına basar. Dönüş otobüsünü beklerken bir kahvehaneye oturur, tatlısını yer, dostlarıyla son kez hoşsohbet eder. Ancak kaderin cilvesi o ya, gelen otobüste yer bulamaz. O anın yorgunluğu ve belki de can sıkıntısıyla kahvehaneye geri döner. Kucağında yeni aldığı kuzusuyla, henüz hayalleri tazeyken, oracıkta aniden Hakk’ın rahmetine kavuşur. Kimi “nazar değdi” der, kimi “vakti doldu”… Ama biz biliriz ki o, son nefesini bile bir canın peşinde, elinde helal lokması ve göğsünde taşıdığı şefkatle vermiştir.

Hüseyin Arnavut; bu adanın tozlu yollarında izi, toprağında teri ve bizlerin kalbinde silinmez bir onur nişanı bırakarak göçüp gitti. Ruhu şad olsun.

Torunu: Mert Kalbitemiz

arnavuthaber #kıbrıs #arnavut

Admin

www.arnavuthaber.com Türkiye Arnavutlarına Yönelik Bağımsız İmece İnternet Yayınıdır

İlgili Haberler

Bosna’nın Saklı Arnavutları Köklerini Arıyor:

Aida Kamber’den Unutulmuş Kimliğin Romanı “Sejdia”

Devamını Oku

Arnavutluk’un Gıyabında Mahkum Ettiği, SSCB’nin Tümgeneral Yaptığı Arnavut: Jani Kiço Lufi

İki büyük devletin, iki farklı ordunun tarihine yön veren sıra dışı general,

Devamını Oku