
Protokol Katliamı: Takım Elbisenin İtibarına Sıkılan Beyaz Kurşun
Devlet ciddiyeti, kurumsal asalet ve diplomatik nezaket… Hepsi tek bir fotoğraf karesinde, rüküşlüğün ve zevksizliğin zirvesinde acımasızca katledilmiş. Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın yıllardır “modernlik” adı altında pazarlamaya çalıştığı, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi heyetinin de ona yaranmak için düşüncesizce dahil olduğu bu manzara, tam anlamıyla bir vizyonsuzluk belgesidir.
Bir yanda binlerce yıllık devlet geleneğinin, disiplinin ve karşınızdakine duyulan saygının tekstile bürünmüş hali olan jilet gibi takım elbiseler; diğer yanda halı saha maçından fırlamış gibi duran, o asil kumaşların altında adeta çığlık atan bembeyaz spor ayakkabılar…

🔷 Baklavanın Yanına Turşu Koyamazsınız!
Her şeyin bir usulü, her kostümün bir ruhu, her makamın bir ağırlığı vardır. Kayağa spor ayakkabısıyla gidemeyeceğiniz gibi, devlet yönetmeye de pazar tezgahından fırlamış gibi duran bu lakayıt kombinlerle çıkamazsınız. Bu yapılan, moda esnekliği değil, açıkça protokol katliamıdır.
Soruyoruz: Baklavanın yanında turşu yenir mi?
Şerbetli bir tatlının asaletini sirke kokusuyla mahvetmek neyse; ağırbaşlı bir takım elbisenin altını o çiğ beyaz spor ayakkabılarla doldurmak da tam olarak odur. Ne tam anlamıyla spor giyinmenin rahatlığına cesaret edebilmişler, ne de takım elbisenin saygınlığını koruyabilmişler. Ortaya çıkan şey ne modernliktir ne de tarz; sadece rüküşlüğün, uydurukçuluğun ve ezik bir “trend takipçiliğinin” diplomatik faturasıdır.
🔷 Ya Saygı Duyun, Ya da Hiç Giymeyin!
Son yıllarda dünyayı saran bu “takım elbise altına tişört”, “resmiyet altına spor ayakkabı” lakayıtlığı, vizyonerlik değil düpedüz kurumsal tembelliktir. Eğer o takım elbiseyi sırtınıza geçiriyorsanız, onun yüzyıllardan süzülüp gelen ciddiyetine, ağırlığına ve temsil ettiği makama saygı duymak zorundasınız.
Arnavut ev sahibinin yıllardır sürdürdüğü bu rüküş tarzı, Kürt heyetinin de koşa koşa taklit etmesi ve ortaya çıkan bu “tek tip ayakkabı” trajikomedisi, ciddiyetten uzak bir tiyatro sahnesini andırıyor. Bir kıyafeti tamamlayan unsurlar bellidir. Eğer o bütünlüğü bozuyorsanız, o kıyafetin itibarını ayaklar altına alıyorsunuz demektir.
Büyük devlet adamlığı, kuralları lakayıtça çiğnemekle değil; kuralların hakkını vererek o koltuğun ağırlığını taşımakla olur. Bu fotoğraf; estetikten yoksunluğun, protokole saygısızlığın ve rüküşlüğün uluslararası arenadaki ibretlik bir vesikası olarak tarihe geçmiştir.
arnavuthaber













































