“Koferdeki Besa” – Bir Ailenin Hatırasından Bir Milletin Hafızasına Uzanan Yolculuk
Prof. Dr. Ayhan Olcay’dan Balkanlardan İstanbul’a uzanan eşsiz bir bellek hikâyesi…
Camiamızın sevilen isimlerinden Prof. Dr. Ayhan Olcay’ın köklerine yaptığı derin yolculuk artık kitaplaştı!
“Koferdeki Besa – Shkrelilerin Pešter Platosu’ndan İstanbul’a Yolculuğu” artık raflarda!
Balkan dağlarından İstanbul’a uzanan bir yolculuk…
Bir ailenin, bir halkın ve bir belleğin hikayesi…
Venedik ve Osmanlı arşivlerinden, bilimsel kaynaklardan, sözlü tarihlerden ve taş evlerin sessizliğinden derlenen bu eser; göçün, aidiyetin ve direncin hikayesini anlatıyor.
“Göç, sadece yer değiştirmek değildir; bir milletin hafızasını yeni topraklarda yeniden inşa etmektir.”
Tarihsel Yolculuk:
1416 – Shkreli / İşkodra – Arnavutluk
1700’ler – Rugova / Kosova
1853 – Pešter / Sırbistan
1957 – İstanbul / Türkiye
Prof. Dr. Ayhan Olcay’ın kaleminden, bir ailenin hatırasından bir millete uzanan eşsiz bir hikâye…
Koferdeki Besa, Shkreliler (Skrijelj) gibi Türkiye’ye göç etmiş diğer Kuzey Arnavutluk kabileleri — Kuç, Hot, Muriç, Tuz, Kelmendi, Daçiç, Layiç, Liçina, Gruda, Mazarek… — için de örnek bir araştırma şablonu niteliğinde.
Artık ellerimizde, raflarda ve hatıralarda…

Yeni Kitap: Koferdeki Besa
Yazar: Prof. Dr. Ayhan Olcay
Yayınevi: Papirus Yayınları
Tür: Araştırma / Hatırat / Diaspora Tarihi
Bir ailenin hafızasından bir milletin hafızasına uzanan etkileyici bir yolculuk…
Balkanların sarp dağlarından Türkiye’nin büyük şehirlerine doğru yapılan göçleri, kayıpları, dayanışı ve aidiyeti konu alan Koferdeki Besa, yalnızca bir aile hikâyesi değil; Arnavut toplumunun yüzyıllara yayılan kültürel mirasının izini süren bir bellek yolculuğu.
Rugova’nın geçitlerinden, Pešter’in sert rüzgârlarına; Naboje’nin taş evlerinden İstanbul’un hareketli sokaklarına uzanan bu hikâye, her satırda bir kökün yeni topraklarda nasıl yeşerdiğini anlatıyor.
Eserde Osmanlı ve Venedik arşiv belgeleri, sözlü tarih anlatıları, haritalar, soyağaçları ve unutulmuş şarkılar bir araya geliyor. Bu yönüyle Koferdeki Besa, hem tarihsel bir kaynak hem de güçlü bir edebi tanıklık niteliği taşıyor.
Bugün torunların ellerinde bir hatıra defteri gibi duran bu kitap, geçmişle geleceği buluşturan bir köprü kuruyor.
Çünkü göç, yalnızca yer değiştirmek değil; bir milletin hafızasını yeni topraklarda yeniden inşa etme iradesidir.






































