REKLAM REKLAM

Mustafa Aga ile Moşe’nin Hikayesi

2393 defa okundu kategorisinde, 06 Ağu 2017 - 13:44 tarihinde yayınlandı
Mustafa Aga ile Moşe’nin Hikayesi

Mustafa Aga ve Moşe’nin Hikayesi

Makedonya ve Kosova bölgesinde halk arasında keyifle anlatılan fıkra tadında, içinde derste bulunan güzel bir hikayedir. Yazıya döküp bize ulaştıran Güner Eminoğlu‘na teşekkür ederiz. 

Mustafa Aga ve Moşe tavla oyununuda ustadır. Bu ikili tavla oynarken masa etrafında her zaman meraklı bir kalabalık oluşuyormuş. Günlerden birgün Mustafa aga morali bozuk bir şekilde kahveye gelmiş ve ayrı bir masada oturmuş.

Mustafa aganın geldiğini gören Moşe tavla kutusunu alır Mustafa aganın karşısına dikilir. “Hadi  bir zar atalım mı usta?” der.

Mustafa aga, “Hayır bugün keyfim yok oynayamam.” dese de  tavla meraklısı kalabalık çoktan masa etrafına toplanmıştır. Mustafa aga ısrarla moralinin bozuk olduğunu söylese de kahvede ki tavla meraklılarının ısrarlarına dayanamayarak Moşe’yle tavla oynamayı kabul eder. Moral bozukluğu yüzünden Mustafa aga oyuna konsantre olamaz ve feci bir şekilde Moşe’ye yenilir. Mustafa aga tavla oyununda Moşe!ye yenilince şakalaşmalar da başlar. Moşe tavla kutusunu Mustafa aganın koltuk altına vermek isteyince Mustafa aga bu şakayı kaldıramaz. Moşe’nin elinden tavla kutusunu alır ve Moşe’nin kafasına indirir. Moşe’nin başını kanatır. Kavga daha fazla büyümesin diye kahvedekiler araya girer Moşe’yi bir tarafa çeker, Mustafa agayı da kahve dışına çıkartırlar. Aldığı darbelerle Moşe çok fena kızar ve “Görürsün sen, seni kadı efendiye şikayet edeceğim.” der. Mustafa aganın dostlarından biri, Mustafa aganın sinirli halinden hiç memnun değil ve Mustafa agayı eve gitmesi için ikna eder.

Mustafa aga eve giderken Moşe’nin söylediği sözler onu düşündürmektedir. Gerçekten Moşe ondan önce kadı efendiye giderse ve şikayetçi olursa halim nice olur diye düşünür ve yolunu değiştirir, kendi evine değil kadı efendinin evinin yolunu tutar. Kadı efendi mahkeme binasının üst katında ikamet etmektedir, merdivenlerin başında ise Mustafa aga kadı efendinin uşağı ile karşılaşır ve kadı efendiyle görüşmek istediğini söyler. Kadı efendinin uşağı kadı efendiye haber verir. Kadı efendi de evinin balkonuna çıkar ve buyrun der. Mustafa aga da kadı efendiye; “Kadı efendi ben Mustafa aga.” diye sözlerine başlar. Kadı efendi evet derdin nedir diye sorar . Mustafa aga ise tekrar, “Kadı efendi ben Mustafa aga.” der. Kadı efendi evet söyle dese de, Mustafa aga tekrar üçüncü kez, “Şey Kadı efendi ben Mustafa aga.” der. Kadı Efendi;  “Yahu tamam sen Mustafa aga derdin nedir söylese bre adam?” diye sorar. Mustafa aga ozaman Moşe’yle yaşadıkları o tatsız olayı anlatır. Kadı efendi tamam tamam der, şimdi git mahkemede görüşürüz der. Kadı efendi Mustafa agaya güzel bir şey söylememiş olsa da Mustafa aga amacına ulaşmıştır. Üç kere ben Mustafa aga deyip kadı efendiye adını ezberletmiştir.

Mustafa aga koşaraak evine gider. Mustafa aganın hanımı açtığı baklavalarla nam salmış bir kadın. Mustafa Aga hanımına; “Hanım, bugün bana öyle bir baklava açacaksın ki, şimdiye kadar açtığın en iyi baklava olsun isterim.” der. Açarım açmasına da iyi bir baklava kaliteli ve bolca mazlemeyle olur diye cevap verir, Mustafa aganın hanımı. Baklava açmak için hanımı Mustafa aga dan ne istediyse Mustafa aga pazardan alıp getirmiş. Mustafa aganın hanımı hakikatten güzel bir baklava açmış, pişirmiş ve Mustafa agaya teslim etmiş. Tepside tam 30 adet baklava dilimi varmış. Mustafa aga her dilimin içine birer tane altın lira koyar ve tekrar kadı efendinin evine gider.

Bir önce ki gidişinde olduğu gibi merdivenlerin başında yine kadı efendinin uşağı ile karşılaşır. Mustafa aga kadı efendiyi sorar fakat kadı efendi evde yok çarşıya çıkmıştır. Mustafa aga peki der ve emaneti kadı efendinin hanımına teslim etmesini ister. Kadı efendinin hanımına Mustafa aga diye biri getirdi söylemesini ister, kadı efendinin haberi olduğunu söyler. Kadı efendinin uşağı baklava tepsisini alır ve merdivenleri çıkarken tepsinin içinde ne olduğunu merak eder çünkü mis gibi bir koku gelir burnuna. Sarılı olan baklava tepsisini açar ve ne görsün harika bir baklava, canı çeker ve bir dilim alıp ısırmış ve az kalsın dişini kıracakmış. Bir bakmış baklava diliminin içinde altın lira çıkmış. Baklava dilimini afiyetle yer altın lirayı da cebine atar. Fakat, baklava o kadar lezzetli ki bir dilim daha derken uşak tam üç dilim baklavayı yer liraları da cebine atar. Baklavalar tepsiden eksildiği anlaşılmasın diye baklava dilimlerini kaydırarak boşlukları doldurur ve kadı efendinin hanımına tepsiyi teslim eder. Kadı efendinin hanımı ne bu diye merak edip sorar. Uşak da ben bilmem Mustafa aga diye biri getirdi kadı efendinin haberi varmış diye cevap verir.

Akşam olur kadı efendi eve döner sofraya oturur ve akşam yemeğini afiyetle yer. Yemeğin sonunda hanımı baklava tepsisini sofraya koyar. Kadı efendi; “Hanım nereden aldın bu güzel baklavayı?” diye sorar. Ben bilmem, Mustafa aga diye biri getirmiş der. Peki, diyerek bir dilim baklayı ağzına atar fakat kadı efendi de az kalsın dişini kıracakmış. Kadı efendi bu konuda uşağından daha tecrübeli tabi. “Hanım say bakalım bu tepside kaç dilim baklava var,” der. Hanımı sayar ve 26 dilim var efendim der, birtane de ben yedim demek ki 27 adet baklava dilimi var bu tepside demiş kadı efendi. Mustafa aganın yargılanacağı gün gelmiştir, herkes mahkemede. Kadı efendi Moşeye sorar. Moşe efendi anlat bakalım  Mustafa agadan neden şikayetçisin? Moşe kahvede olanları bir bir anlatır. Peki Moşe efendi şahitlerin var mı? Moşe evet efendim var, sağımda ve solumda oturan bu iki kişi şahitler efendim der. Olmadı Moşe efendi olmadı, Mustafa aganın tam 27 tane şahidi var der kadı efendi. Mustafa aga hemen ayağa kalkar, hayır efendim 30 olması lazım der. Kadı efendi hiddetli bir şekilde Mustafa agayı tersler. “Mustafa aga otur yerine ve sus, sana henüz söz hakkı vermedim, hem ben kendi ellerimle saydım 27 idi.” der.  Mustafa aga “Ama efendim nasıl olur 30 du.” der. Kadı efendinin uşağı bakmış ki herşey ortaya çıkacak salonun arka tarafında durduğu yerden seslenir. “Efendim, Mustafa aga haklı şahitler 30’du fakat  üç tanesi çok yaşlıydı merdivenleri çıkamadılar ifadelerini ben aldım.” der.

Dava’da Mustafa Aga’nın şahitlerinin çokluğu nedeniyle Berat kararıyla sona erer.

Etiketler:
Haber Editörü : Tüm Yazıları
www.arnavuthaber.com Türkiye Arnavutlarına Yönelik Bağımsız İmece İnternet Yayınıdır
Yorum Yaz