İstanbul’da Türk-Arnavut Ortodoks Kilisesi Oluşturma Teşebbüsü.

1950 defa okundu , kategorisinde, 16 Haz 2017 - 18:53 tarihinde yayınlandı
İstanbul’da Türk-Arnavut Ortodoks Kilisesi Oluşturma Teşebbüsü.

 

İstanbul’da Türk-Arnavut Ortodoks Kilisesi Oluşturma Teşebbüsü.

Bilindiği üzere Ortodoks dünyası Katolik dünyasının aksine temelde Fener’in birinciliğini tanıyan pek çok bağımsız kiliseden oluşuyor. Bu kiliseler arasında bağımsızlığı en son tanınan kiliselerden biri de Arnavutluk Kilisesi’ydi. Arnavutluk, görece millî bir devlet olarak diğer Balkan ülkelerinden daha geç bir dönemde ortaya çıkmıştı. Bağımsız Ortodoks Kiliseler aynı zamanda millî bir hüviyet taşıdığı için de, Arnavut Kilisesi’nin bağımsızlığının tanınması epey sancılı bir süreçte gerçekleşmişti. Tarihsel süreçte Arnavutlar, 886’da kendi kiliselerine sahip olmuşlardı. Ancak 1054’te Hıristiyanlığın kesin olarak Doğu ve Batı şeklinde ikiye ayrılmasından sonra, Kuzey’de yaşayan Arnavutlar daha ziyade Katolik inancını benimsediler. Lakin Arnavutların önemli bir bölümü Ortodoks inancından yana tavır aldılar. Ortodoks Arnavutlar, 1346 yılında Peç’e yani Sırp Kilisesi’ne bağlandı. Fatih, hayatının son demlerinde Arnavutluk’u tamamen fethettikten sonra da, eski statünün korunması emrini verdi. Lakin Sırp Kilisesi 1766’da doğrudan İstanbul’a bağlandı. Bu, Arnavutların da ruhanî daire anlamında doğrudan İstanbul’a bağlanması anlamına geliyordu.

İlerleyen yıllarda tıpkı diğer Balkan ulusları gibi Arnavutların da en büyük sıkıntısı, kendi dillerinde eğitim ya da ayin yapamama ve bunun sonucunda Fener Patrikhanesi’nin Helenleştirme politikalarının etkisiyle, kültürel açıdan asimile olma tehlikesi ile karşı karşıya gelmeleriydi. Nitekim 18. yy’da daha ziyade zanaat işleri ile uğraşan Ortodoks Arnavutlar, Rum cemaatinin bir parçası olarak kabul ediliyorlardı. Bu durum bilhassa Fransız İhtilâli sonrasında kendisini daha da hissettiren bir sorun haline geldi. 19. yüzyılda Fener’in bütün tepkisine rağmen İncil, Arnavut diline çevrildi. Osmanlı başkentine Kosova, Manastır, Edirne gibi şehirlerden, patrikhanenin tutumunu eleştiren çok sayıda şikâyet mektubu geldiği Osmanlı arşiv belgelerinden anlaşılıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Arnavutların talepleri ve bağımsız kilise isteği

Arnavut Kilisesi bağımsızlık konusundaki en ciddi girişimlerinden birini Anadolu’daki Millî Mücadele’nin askerî açıdan başarıya ulaştığı ve Lozan görüşmelerinin de devam ettiği Mayıs 1923’te gerçekleştirdi. Bilindiği üzere bu dönemde Ankara hükümeti, Kurtuluş Savaşı sırasında açıkça Yunan ordusunu ve işgal kuvvetlerini destekleyen Meleteios liderliğindeki Patrikhane’ye sert eleştiriler yapmakta, Patrikhane’nin Türkiye sınırları dışına çıkarılmasını talep etmekteydi. Patrikhane’nin içinden geçtiği hassas dönemi de değerlendirmek isteyen Arnavut ruhaniler, bu tarihte İstanbul’a bir heyet göndererek bağımsızlık talebinde bulundular. Patrikhane, muhtariyet statüsünü kabul etti. Lakin Arnavut başpiskoposunun Arnavutlarca seçildikten sonra Fener’deki Sen Sinod tarafından kabulünü şart koştu. Bu durumu kurulması tasarlanan Arnavut Kilisesi’nin haklarına açık bir müdahale olarak gören heyet, söz konusu talep üzerine İstanbul’u terk etti.


Öte yandan bağımsız bir Arnavut Kilisesi’nin karşısında sadece dinî değil, siyasi engeller de mevcuttu. Bilhassa Yunanistan, topraklarında yaşayan çok sayıda Arnavut’tan dolayı en başından itibaren millî bir Arnavut Kilisesi’ne karşı çıkmıştı. Tüm bunlara rağmen Arnavutluk kralı Ahmet Zagu, epey dolambaçlı yollarla da olsa, 13 Şubat 1929’da Arnavut Ortodoks Kilisesi’nin kurulduğunu tüm dünyaya ilan edecekti. Siyasi hassasiyetlerin de etkisiyle birinci kilise olan Fener patrikliği, İskenderiye ve Antakya patriklikleri ile ortak hareket ederek bu oldubittiyi tanımak istemedi. Ancak yaklaşan II. Dünya Savaşı süreci içinde yaşanan siyasi gelişmeler ve beklentiler, Fener’in tutumunu gözden geçirmesine ve bunun sonucunda 1937’de Arnavutluk Kilisesi’nin bağımsızlığını tanımasına sebebiyet verecekti.

Bu gelişmelerden yaklaşık otuz yıl kadar sonra ise İstanbul’da ilginç bir hareketlenme yaşandı. İstanbul’da yaşayan Ortodoks Arnavutlar, kendi merkez kiliselerinden uzak kaldıkları, kendi dillerinde ayin yapamadıkları, çocuklarına kendi dillerinde eğitim veremedikleri ve ister istemez asimile oldukları gerekçesi ile Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine başvuruda bulundular. Arnavut kökenli Ortodoks vatandaşlar, Fener Rum Patrikhanesi’nin kendilerine baskı yaptığını, Arnavutları Rumlaştırmak için gayret gösterdiğini ileri sürdüler ve Patrikhane’nin bu amacını önlemek için “Türk Arnavut Ortodoks Kilisesi” adı altında yeni bir kilise kurmayı talep ettiler.

Türk basınının Patrikhane’nin üzerine gidişi
Arnavut Ortodokslar, Fener Patrikhanesi’nin Rum ismi konulmadıkça çocuklarını vaftiz etmediğini, patrikhaneye sağlığında yardım etmeyen Arnavut kökenli vatandaşların ölülerinin Ortodoks mezarlığına gömülmesine izin verilmediğini, bu yüzden ölülerinin açıkta kaldığını bildirmişlerdi. Akşam Gazetesi’nin 20 Nisan 1965 tarihli haberine göre Ortodoks Arnavutlar Patrikhane namına toplanan paraların gizlice Kıbrıslı Rumlara gönderildiğini iddia etmişlerdi. Arnavutlar, muhtemelen taleplerinin yetkililer nezdinde ses getirmesi için, basına bu şekilde demeç vermiş olmalıdır. Zira o devrede kamuoyunda Patrikhane’nin, Kıbrıs meselesinde Türk hükümetine destek vermediği, Yunan devleti ile ortak hareket ettiği, bir ruhban olan Makarios’u dize getirmek için aforoz mekanizmasını kullanmadığı gibi konular yazılıp çiziliyordu. Hatta yine bu günlerde Türk hükümeti ile Patrikhane arasında bir teftiş krizi yaşanmıştı. Patrikhane’nin Kıbrıslı Rumlara maddi yardımda bulunduğu iddiası üzerine kurumun mali kayıtları denetlenmek istenmiş, ancak dönemin patriği Athenogoras, böylesi bir teşebbüsün tüm dünya Hıristiyanlığını rencide edeceği ve Patrikhane’nin saygın konumunu sarsacağı gerekçesi ile talebi reddetmişti. Bu durum, hükümetin Patrikhane hakkındaki söylemini sertleştirmesine, basının da Patrikhane’nin üzerine gitmesine neden olmuştu. İşte böylelikle hem Ortodoks Arnavutlar kendi davalarını dile getirmek için uygun bir fırsat elde etmiş oluyorlar hem de Türk basını Patrikhane’yi köşeye sıkıştıracak güzel bir malzeme temin etmiş oluyordu.

Akşam Gazetesi, bu yöndeki haberlerine bir süre daha devam etmişti. Mesela, 25 Nisan 1965 tarihli nüshasında Türkiye’de yaşayan Arnavutların miraslarına Patrikhane tarafından el konulduğu ya da Rumlara mâl edildiği şeklinde yeni bir şikâyete yer verilmişti. Bu durum Rum kökenli Ortodokslar’ın haksız kazanç elde ettiğine ve ekümenik olduğunu iddia eden Patrikhane’nin de aslında Rumluk siyaseti izlediğine delil olarak okurlara sunuluyordu. Haberin devamında, takribi değeri 80 milyon lirayı bulduğu söylenen bir mal varlığının, ölen Arnavutların Arnavutluk’taki mirasçıları tarafından talep edildiği ifade olunarak, Patrikhane köşeye sıkıştırılmaya çalışılıyordu.

İstanbul’daki Ortodoks Arnavutların başlattığı bu hareketin öncülüğünü, Beyoğlu İstiklal caddesindeki meşhur İnci Pastanesi’nin sahibi yapıyordu. İstanbul’daki Türk-Ortodoks Patrikhanesi’ne ilaveten bir de Arnavut Türk Ortodoks Patrikhanesi fikrinin ortaya atılması, Fener’in tepkisini çekse de sorunun büyümesini istemeyen Patrikhane, Aya Nikola Kilisesi’ni Arnavut Ortodokslara vermek suretiyle sorunu çözmeye çalıştı. Ancak Arnavutların ilave olarak bir de söz konusu kilisenin dışına Türk Arnavut Ortodoks Kilisesi tabelası asmaya kalkması üzerine bu uygulamadan da vazgeçildi.

Her ne kadar sonuçsuz kalmış olsa da Galata’daki Türk-Ortodoks Kilisesi’nin varlığı İstanbul’daki Arnavut Ortodokslara da ilham kaynağı teşkil etti, ancak hem bu harekete siyasilerin destek vermemesi hem de hareketi finanse edecek güçlü çevrelere sahip olmaması gibi nedenlerle yaşananlar İstanbul tarihine sadece ilginç bir teşebbüs olarak geçti.

KAYNAKÇA:

– Akşam Gazetesi, 20 ve 25 Nisan 1965.
– Necla Atalay; “XX. Yüzyıl Başlarında Balkanlar’da Fener Patrikhanesi ile Diğer Ortodokslar (Sırp, Ulah ve Arnavut) Arasındaki Mücadeleler”, Yeni Türkiye Dergisi, sayı: 44, Ankara 2001.
– Elçin Macar; Cumhuriyet Döneminde Türk-Ortodoks Patrikhanesi, İstanbul 2003

Haber Editörü : Tüm Yazıları
www.arnavuthaber.com Türkiye Arnavutlarına Yönelik Bağımsız İmece İnternet Yayınıdır
Yorum Yaz