bornova escort izmir escort escort bodrum bursa escort escort izmir bodrum escort bayan izmir escort escort izmir
REKLAM REKLAM

1923 Arnavutluk – Türkiye Resmi İlişkilerin Kurulması

520 defa okundu kategorisinde, 27 Tem 2017 - 19:59 tarihinde yayınlandı
1923 Arnavutluk – Türkiye Resmi İlişkilerin Kurulması

1923 Arnavutluk – Türkiye Resmi İlişkilerin Kurulması

Dr. Halil Özcan

Atatürk Dönemin Türkiye Arnavutluk İlişkileri

1923 yılının Haziran ayı ortalarında Arnavutluk’un Belgrat temsilcisi, Türkiye’nin Belgrat temsilcisine Tiran Hükûmeti’nin Ankara Hükûmetiyle ilişki kurma talebini iletmiştir. Türk temsilcisi de hükûmetinden olumlu görüş aldıktan sonra cevabını Arnavut temsilcisine bildirmiştir. Bundan sonra da Türk Hükûmeti, iki devlet arasında siyasî ilişkilerin başlaması için Arnavut Hükûmeti’nden Ankara’ya heyet göndermesini beklerken Arnavutluk Hükûmeti de Türkiye ile siyasî ilişkilerinin kurulması için hazırlıklarına başlamıştır.

1. Arnavutluk Heyeti’nin Gelişi ve İkili Görüşmeler

Arnavutluk Hükûmeti, Türkiye ile diplomatik ilişkileri kurmak için Arnavutluk Meclis Başkanı Eşref Bey Frashëri başkanlığında, Dışişleri Bakanı Genel Sekreteri Cafer Bey Villa ile Nezir Bey Leskovik’ten oluşan bir heyet teşkil etmiştir. Arnavutluk Dışişleri Bakanı, 5 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Dışişleri Bakanı İsmet Paşa’ya hitaben yazdığı yazıda Arnavutluk heyetinin iyi bir şekilde karşılanacağına ve dostane ilişkilerin başlatılacağına olan inancını dile getirdikten sonra Arnavutluk halkının beklentilerini şöyle ifade etmiştir: “…asil ve cömert Türk milletine bağlı olan Arnavutluk halkı, Türkiye ile olan ilişkilerini güçlendirmeyi ümit etmektedir…”. 17 Ekim 1923 günü İstanbul’a gelen Arnavutluk heyeti, Türk makamları ile birlikte İstanbul’da yaşayan çok sayıda Arnavut kökenli vatandaş tarafından vapurda karşılanmıştır. Heyet, İstanbul’a geldiğinde Arnavutluk’a bir telgraf çekerek Ankara’ya ertesi günü hareket edebileceğini bildirmiştir. Ancak heyet, Dışişleri Bakanı İsmet Paşa hasta olduğu için birkaç gün daha İstanbul’da (Pera Palas’ta) beklemek mecburiyetinde kalmış ve 23 Ekim 1923 günü tren ile Ankara’ya hareket etmiştir. Arnavutluk heyetinin Türkiye’ye geldiği günlerde Ankara’da henüz siyasî rejim meselesi çözülebilmiş değildir. Türk İstiklâl Mücadelesi zaferle sonuçlandıktan sonra 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılmış, 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır. Bu süreçte genel seçim yapılarak yeni meclis 11 Ağustos 1923’te toplanmıştır. TBMM kurulduğunda ve devam eden süreçte yeni devletin temsil ve rejim sorunları çözüme kavuşturulamadığından özellikle saltanatın kaldırılmasından sonra devletin rejimi tartışmaları daha da şiddetlenmiştir. Muhaliflerin bir kısmı, halifenin durumunu güçlendirerek onu bir türlü devlet başkanı gibi görmek niyetindeymiş gibi hareket etmeye başlamıştır. Bunların yanı sıra Lozan Barış Antlaşması’nıeleştirenler de Mustafa Kemal’e karşı Rauf Bey’in etrafında muhalefet oluşturmaya başlamıştır. Muhalefet, TBMM içerisinde doğrudan Mustafa Kemal’e saldırmak yerine Vekiller Kurulu Başkanı Ali Fethi Bey’e saldırmaya başlamıştır. Bu ortamda gerek hükûmet krizinin baş göstermesi gerekse Dışişleri Bakanı İsmet Paşa’nın rahatsız olması nedeniyle Arnavutluk heyeti ile görüşmeleri yürütecek olan Türkiye heyeti de teşkil edilememiştir.

Eşref Fraşeri 

Arnavutluk heyeti de bu süreyi ikili görüşmelerde Arnavutluk tezlerini anlatarak değerlendirmeye çalışmıştır.
Arnavutluk heyeti, ilk önce Başbakan Fethi Bey ile görüşmüştür. Arnavutluk heyet başkanı Eşref Bey Frashëri, Fethi Bey’e geliş amaçlarını iki devlet arasında diplomatik ilişkilerin kurulması ile İstanbul’da bulunan Arnavutluk konsolosluğunun tanınması ve Türkiye’de bulunan Arnavutların Arnavut vatandaşı olarak kabul edilmesi olarak özetlemiştir. Arnavut vatandaşlığı isteğinin Türk Başbakanınca iyi karşılanmadığı izlenimini edinen Eşref Bey, yumuşak bir dille: “Arnavutluk Hükûmeti, Türkiye’de yaşayan Arnavutların Arnavutluk vatandaşı kalmaları konusuna büyük önem veriyor.” Diyerek, talebini yeniden ifade etmiştir. Ancak Arnavutluk heyeti, Fethi Bey’den vatandaşlık meselesinde istedikleri desteği alamamıştır. İsmet Paşa rahatsızlığından dolayı üç gün sonra bakanlığa gelebilmiştir. Ancak o gün Fethi Bey Hükûmeti istifa ettiğinden Arnavutluk heyeti, İsmet Paşa ile görüşememiştir.
Türkiye Başbakanı ile görüşen ancak Dışişleri Bakanı ile görüşme fırsatı bulamayan Arnavutluk heyeti, Türkiye Dışişleri Bakanının danışmanıyla görüşmüştür. Görüşmede Arnavutluk heyeti, yine vatandaşlık meselesini
gündeme getirmiş ancak bakan danışmanı Türkiye’nin vatandaşlık meselesindeki tutumunu nazik bir dille izah etmiştir. Ayrıca danışman, iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin başlayabilmesi için Türk Hükûmeti’nin dostluk
anlaşması imzalanması ön koşulunu vazgeçilmez bir ilke olarak önemsediğini hatırlatmıştır. Arnavutluk heyeti, diplomatik ilişkilerin kurulabilmesi için dostluk anlaşması yapılmasında tereddüt görmemiştir. Bu görüşmelerden
sonra daha heyetler arası görüşmeler başlamadan heyet başkanı Eşref Bey, önemli konularda Türkiye’nin Arnavutluk’a büyük yardımlarda bulunacağı izlenimini edinmiştir. Eşref Bey’in bu izlenimi edinmesinde ikili
görüşmelerdeki sıcak ilişkilerin etkisi vardır. Çünkü TBMM Hükûmetiyle Arnavutluk işgaller döneminde işbirliği yapmış ve her iki ülkede bağımsızlıklarına yeni kavuşmuşlardır. Ayrıca Arnavutluk heyeti üyeleri Türkiye’de
eğitim görmüş, kimi devlet hizmetlerinde bulunmuş kimselerdir ve heyet görüşmeleri Türkçe yapmıştır. Bunların sonucu olarak Eşref Bey görüşmelerde vatandaşlık konusunda istediği desteği alamamış olsa da Türkiye’nin
ülkesine büyük yardımlarda bulunacağı izlenimi edinmiştir.

Arnavutluk heyetinin ikili görüşmelerde özenle Türkiye’deki Arnavutların Arnavutluk vatandaşları olarak kalması taleplerini dile getirmiş olmaları, heyetler arası görüşmelerde de bu meselenin başlıca müzakere maddesi
olacağının habercisi olmuştur. Bu kapsamda Arnavutluk heyeti, Balkan Savaşları öncesi Arnavutluk sınırları içerisinden Türkiye’ye gelenlerle güney Arnavutluk’tan Yunanistan baskısı ile Türkiye’ye göç eden mübadil Arnavutların Arnavutluk vatandaşı kalması konusunda ısrarcı tutumunu her fırsatta sürdürmeye devam etmiştir. Ayrıca Arnavutluk heyetinin Arnavutluk dışından Türkiye’ye gelen Arnavutlara da sürekli uyrukluk seçme hakkı tanınması konusunda da ısrarlı olacağı anlaşılmıştır. Arnavutluk heyeti ikili görüşmelere devam ederken Başbakan Ali Fethi Bey görevden çekilmiştir. Anayasaya göre bakanların meclis tarafından tek tek seçilmesi gerekiyordu.
Ancak meclis içerisindeki siyasal gruplaşma ve çatışma sebebiyle bakanlar seçilememiştir. Mustafa Kemal, bu meseleden istifade ederek 26 Ekim 1923 gününden itibaren güvendiği arkadaşlarıyla cumhuriyet rejimi üzerinde çalışmaya başlamış ve 29 Ekim 1923’te Türk Devleti’nin rejimi cumhuriyet olarak ilân edilmiştir. Aynı gün oy birliği ile Mustafa Kemal Paşa da cumhurbaşkanı seçilmiştir. Böylece Arnavutluk heyeti Türkiye’de Cumhuriyetin
ilânına ve Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhurbaşkanı seçilmesine tanıklık etmiştir.

Şükrü Kaya
Cumhuriyet ilân edilmiş bir gün sonra da İsmet Paşa başkanlığında ilk Cumhuriyet Hükûmeti kurulmuştur. 1 Kasım 1923 günü Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı İsmet Paşa, Arnavutluk heyetini kabul etmiştir. İsmet Paşa, Eşref Bey’den Arnavutluk’a karşı komşu ülkelerin politikalarını sormuş ve heyetler arası görüşmelerin 3 Kasımda başlayabileceğini ifade etmiştir. Arnavutluk heyeti, Türkiye’nin iki ülke ilişkilerinin başlamasında çok istekli olduğu kanaatiyle İsmet Paşa’nın makamından ayrılmıştır. Ancak İsmet Paşa’nın ifade ettiği gibi görüşmeler 3 Kasım 1923 günü başlayamamıştır. 4 Kasım 1923 tarihli “Anadolu’da Yeni Gün” gazetesinde Türkiye Cumhuriyeti ile Arnavutluk heyetleri arasındaki görüşmenin bir hafta içerisinde Dışişleri Bakanlığının komisyon kurmasından sonra
başlayacağı haberi yer almıştır. O günlerde Türkiye’nin siyasî rejimini yeni belirlemiş olması sebebiyle devletin yeni rejime göre teşkil edilmesi çalışmaları Ankara’yı meşgul etmektedir. Ayrıca Ankara’da Türkiye ile görüşmeyi
yaklaşık iki aydır bekleyen Avusturya heyeti de vardır ve henüz Türkiye ile görüşmelere başlayamamıştır. Bu durumu bilen Arnavutluk heyet başkanı Eşref Frashëri, Arnavutluk Dışişleri Bakanına yazdığı mektupta heyetin milli
görevi yerine getirerek binlerce Arnavut’un sorunlarını çözebilmek için heyecan ve istekle görüşmeyi beklediğini belirtmiştir. Aynı zamanda Arnavutluk Meclis Başkanı da olan Eşref Bey, görüşmenin başlayamaması sebebiyle
kendisinin Arnavutluk’a dönmesi gerekiyorsa “… mecliste yapılacak toplantı
ve seçimler nedeniyle Eşref Bey’in Arnavutluk’a dönmesi gerekiyor. Nezir Bey ile Cafer Bey görüşmeye yetkili kılınmıştır …” şeklinde bir telgrafın şahsına çekilmesini Dışişleri Bakanından talep etmiştir.
Arnavutluk heyeti, Ankara’da Türkiye heyetinin belirlenmesini beklerken Arnavutluk Başbakanı Ahmet Zogu, 31 Ekim 1923 günü cumhuriyetin ilânı ve Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın cumhurbaşkanı seçilmesi dolaysıyla
Başbakan Fethi Bey’e bir kutlama telgrafı göndermiştir. Cumhuriyetin ilânı ile Fethi Bey Hükûmeti yerine İsmet Paşa Hükûmeti kurulduğundan Arnavutluk Başbakanının telgrafına 10 Kasım 1923’te Başbakan İsmet Paşa
cevap vermiştir.

2. Türk Heyetinin Teşkil Edilmesi veTürkiye-Arnavutluk Konferansı’nın Başlaması

Dışişleri Bakanlığının 3 Kasım 1923 gün ve 38 no’lu tezkeresi ile Türkiye heyeti teşkil edilmiş ve aynı gün kararname olarak onaylanmıştır. Bu kararnameye göre Ankara’da bulunan Arnavutluk heyetiyle bir muhadenet muahedenamesi (dostluk anlaşması) bir ikamet mukavelesi ve tâbiiyet-i mesail hakkında bir itilâfname tanzimi için Menteşe Mebusu Şükrü Kaya Bey’in başkanlığında Hariciye Hukuk Müşaviri Nusret ve Tâbiiyet ve Umuru Hukukiyeyi Muhtelite Müdürü Refik Beylerden oluşan üyeler görevlendirilmiştir. Ayrıca, kararnamede Hariciye Vekâletince lüzumu kadar
katib üye görevlendirilmesi de uygun görülmüştür Türkiye Cumhuriyeti ile Arnavutluk heyetleri arasındaki konferans 10 Kasım 1923 Cumartesi günü saat 16.30’da443 Dışişleri Bakanlığının hususi salonunda Türk Heyeti Başkanı Şükrü Kaya’nın başkanlığında açılmıştır. Şükrü Kaya başkan makamına oturmuş, sağ tarafında Arnavut heyeti başkanı Eşref Bey sol tarafta ise Arnavut heyeti üyeleri Nezir ve Cafer Beyler ve karşılarına da Türk heyeti üyeleri Refik ve Nusret Beyler oturmuştur. Heyetin kitabet (kâtiplik) görevini Hariciye Vekâleti Hukuk Müşavir
Muavini Cevad Bey yerine getirmiştir. Şükrü Kaya, celseyi açarak aşağıdaki coşkulu nutku söylemiştir:

“…Efendiler, Türklerle Arnavutlar beş asır aynı kanunlar, aynı esası taşıyan bir devlet altında siyasî yek vücud olarak yaşamışlardır. Beş asır Arnavutluk’ta Türk kanunları Türk saltanatı hükümran olmuştur. Fakat o müddet zarfında Arnavutlar müsavi (eşit) hukuk ve şeriat dâhilinde Türk vatanın uzak evladı olarak telakki edilmişlerdir. Tarihimizin parlak devirlerinde Türklerle Arnavutlar hep beraber yürümüşlerdir. Türklerle Arnavutlar arasında beş asır müddetle cereyan eden kardeşlik münasebetini şükranla yad etmeyi vazife bilirim. Tarihimizde bu memlekette azami hudutlarda bulunan birçok Arnavut zevata tesadüf edilir. Keza Türkler de en müşkül devirlerde bile kuvvet ve endişelerini Arnavutluk’un ve Arnavutların terakki ve tealisine (ilerleme ve yükselmesine) sarf eylemiştir… Balkan Harbi’nden evvel ve o hengamede ve ondan sonra tahaddis eden (olan) bazı elim vakayı bu iki milletin mukadderatını ayırdı. Pek uzun süren umumi harp ve istiklâl-i mücadele-i temerrut (direnme) bu iki milleti birbirinden uzak kalmasını intaç etti (sağladı). Arada büyük hailler (engeller) vardı. Bu gün iki kardeş millettesis-i siyaset etmek şayan-ı arzu olduğu gibi bu münasebetin hukuk-u düvel ahkâmına tevfik etmekte (uygunlaştırmakta) şayana manidar Türk milleti bu gün halkçı ve cumhuriyet perver bir devlet tesis etmiştir ve gayesi de milli hudutlar dahilinde hür müstakil yaşamak ve Türk milletinin refah ve saadetini temin etmektir. Arnavutluk içinde yegane temayüz (farklı olma) mukadderatı siyasesine müstakilen hakim, canlı ve kuvvetli Arnavutluk Devleti’nin beka ve temini istikbal ve istiklâldir. Vazifemiz mevcut muhadelat ve münasebeti
tevsik (sağlamlaştırma) vazifesidir…” demiştir.

Şükrü Kaya, konuşmasının devamında dost ve kardeş bir hükûmetin aynı hisleriyle dolu olan üyelerinin bulunması sebebiyle görevinin faydalı ve çok kolay olacağını belirterek Arnavut heyeti üyelerinin tümünün Türk kültürüyle
yetişmiş kimseler olmasının görüşmelerin iyi niyetle ve süratli olarak yapılmasına hizmet edeceğini vurgulamıştır. Türk heyeti başkanı, yapılacak mukavelenin birincisinin dostluk anlaşması olacağını ve bununla zaten mevcut
olan olması lazım gelen vaziyetin tespit edileceğini ifade ederek imzalanacak ikamet mukavelenamesi ve tâbiiyet itilâfnamesi ile iki millet arasında cari ve mevcut hususiyetin tatbik edileceğini beyan etmiştir. Şükrü Kaya’nın içtenlikli açış konuşmasının ardından Arnavutluk heyeti başkanı Eşref Bey, Türkiye’ye geldikleri dakikadan itibaren Türk kardeşlerinden gördüğü muhabbet, itimad ve teveccühe minnettar olduklarını bildirerek aynı içtenlikle şu ifadelere yer vermiştir:

“…Hadisat-ı dehriye icabatı (sonsuz dünya olayları icabı) olarakTürkiye’den ayrıldığımız yalnız kağıt üzerinde, harita üzerinde olmuştur. Yoksa kalplerimiz, ruhlarımız birdir. Hadisat-ı dehriyede bir çok inkilâbat yapar, bir çok şey yıkar. Fakat inaaniyet, siyaset ve kalbi münasebetleri hiçbir zaman zedeleyemez onun karşısında acizdir. Bizim Türkiye ile yek vücut olan o mesafemiz değişmemiştir gider. Bu hususatı zat-ı aliniz de söylediniz öyledir, beş asırlık bağlılık silinmez, silinemez maalesef böyle yek vücut olan iki millet harbi umumide birbiri ile münasebette bulunamamışlar ve yek diğerine muavenet (yardım) edememişlerdir. Çünkü her iki taraf da
mevcut kuvvetlerini münhasıran muhafaza-i mevcudiyet ve istiklâllerine hasr-ı mecbur bulunuyordur… Eğer harbi umumiyede gerek Türkiye gerek Arnavutluk yaşayabildilerse ancak kendi kuvvetleri sayesindedir… Gerek muhâdenet gerek tâbiiyet ve gerekse ikamet mukaveleleri esasen kalplerimizde menkus etti (işlendi). Bizim vazifemiz ancak bunu kağıt üzerine tespitinden ibaret kalacaktır. Bizim için en ziyade mucib mufaharet (övünme) bir şey var ise o da ilk muhademizi Türk kardeşlerimizle akde tespit etmiş olmamızdır. Zaten kalben mevcut olan emellerimiz burada tahakkuk edeceği için bu konferanstan pek büyük ümid-i memnuniyet hissetmekteyiz.”.

Bu konuşmaları müteakiben anlaşmaların esasları müzakere edilmeye başlanmıştır. Muhâdenet (dostluk) Anlaşması esas itibarıyla kabul edilmiştir. Ancak anlaşmanın içeriği hususi komisyonca tespit edildikten sonra 12 Kasım 1923 Pazartesi günü saat 15.00’da umumi mecliste görüşülüp imzalanması kararlaştırılmıştır.
Türk ve Arnavut heyetlerinin ilk gün görüşmeleri genel olarak samimi bir havada geçmiştir. Türkiye-Arnavutluk müzakereleri kararlaştırıldığı gibi 12 kasım günü öğleden sonra saat üçte Şükrü Kaya başkanlığında Dışişleri Bakanlığı özel salonunda yapılmıştır. Görüşmelerde dostluk anlaşması kabul edilmiş ve imzası da 17 Kasım Cumartesi gününe bırakılmıştır. İkamet Mukavelenamesi’nin esasları ile ilgili olarak dokuz madde tespit edilmiştir. Ayrıca, Tâbiiyet meseleleri üzerinde de durulmuştur. Türkiye ve Arnavutluk heyetleri bir sonraki konferansı 14 Kasım 1923 Çarşamba günü saat 15.00’da yapmış ve Türkçe dört maddeden oluşan dostluk anlaşması paraf edilmiştir.

3. Görüşmelerin Kesintiye Uğraması

Türkiye ile Arnavutluk heyetleri arasındaki 18 Kasım 1923 Pazar günü tâbiiyet meselesi görüşülürken iki taraf arasında farklı öneriler ve görüşler ortaya çıkmaya başlamıştır. Aslen Arnavutluk Devleti’ne mensup olup da Türkiye’de ikamet eden Arnavutların durumlarının müzakeresi sırasında Türk heyeti, bu durumda olanların Türk tâbiiyetinde bulunmaları nedeniyle Arnavutluk tabiiyetlerinin mümkün olamayacağını bildirmiştir. Ancak Arnavutluk heyeti, hiç olmazsa bu durumda olanlara seçme hakkının verilmesini talep etmiştir. Türk heyeti de sadece Arnavutları Türkiye’den ayıran 10 Ağustos 1913 tarihinden sonra Türkiye’ye gelenlerin seçme haklarının kabul edilebileceğini bildirmiştir. Ancak Arnavutluk heyeti Türkiye’deki bütün Arnavutlara seçme hakkının verilmesinde ısrarcı olmuştur. Türk heyeti, Arnavutluk heyetinin ısrarı sonucunda Türkiye’deki bütün Arnavutlara seçme hakkı verilmesi talebini kabul etmiş olmasına rağmen Arnavutluk tâbiiyetini seçenlerin kâfi bir zaman içerisinde Türkiye’deki bil cümle emlak, menkul ve gayrı menkullerini ellerinden çıkarıp her türlü alakalarını keserek bir daha dönmemek şartıyla Türkiye’yi terk etmeleri hususunun itilâfnameye konulmasını talep etmiştir. Arnavutluk heyeti, bu teklifi önce kabul etmiş ancak daha sonra seçme hakkına sahip olan gençlerin seçme hakkı müddetince
askerlikten tecil edilmeleri kaydının ilavesini talep etmiştir. Türk heyeti de böyle bir prensibi kabullenmenin yetkileri dışında olduğunu ileri sürerek Türk tâbiyetinde olanlara gayrı Türk muamelesi yapmanın hukuken imkânsız
olduğunu beyan etmiştir. Arnavutluk heyetinin taleplerinde gereğinden fazla ısrarı sürdürmesi sebebiyle görüşmelere ara verilmiştir. Anlaşmaların üçünün bir bütün olarak imzalanması öngörüldüğünden diğer anlaşmalar
da imzalanamamıştır. Görüşmelerin kesintiye uğramasını her iki ülkenin heyet başkanları ayrı ayrı değerlendirmiştir. Türk heyetinin tâbiyet seçme konusundaki teklifini Lozan Barış Antlaşması’nın uyrukluk bölümünü düzenleyen 30-36. maddelerine uygun olarak yaptığı görülmektedir. Lozan Antlaşması’nın 33. maddesine göre seçme haklarını kullanan kimselerin bu haklarını kullandıktan sonra on iki ay içerisinde ikametgâhlarını seçme hakkını kullandıkları ülkelere taşıtma zorunluluğu getirilmiştir. Ayrıca bu gibi kimselerin seçme haklarını kullanmadan önce sahip oldukları taşınmaz malları ellerinde tutmakla serbest olacakları ile taşınır malları gümrüksüz olarak yanlarında götürebilecekleri kararlaştırılmıştır. Türkiye Lozan Antlaşması’nın ruhuna uygun olarak Türk uyruğunda bulunanların haklarını kullanmada ve yükümlülüklerde (askerlik gibi) eşit olarak değerlendirmiştir. Onun için Türk heyeti Arnavut heyetinin Türkiye’de seçme hakkını kullanacak Arnavutların askerliklerinin tecil edilmesi teklifini kabul etmemiştir. Arnavutluk heyetiyle görüşmeleri yürüten Türkiye Cumhuriyeti heyetinin başkanı Şükrü Kaya, görüşmeler sırasında hem Türkiye’nin hakkını muhafaza ettiklerini hem de Türkiye’ye çok yakın olan bir devlete karşı olağanüstü kolaylıklar gösterdiklerini ve Arnavutlarla samimi bir ilişki kurmayı cidden arzu ettiklerini ifade etmiştir. Şükrü Bey, bağımsız bir Arnavutluk’u görmenin Türkiye’nin asalet ve haysiyetine pek uygun geldiğinden Türk Devleti’nin şimdiye kadar takip ettiği siyasete uymamasına rağmen Arnavutluk heyetinin pek çok taleplerine anlayış gösterdiklerini beyan etmiştir. Hatta Şükrü Bey, Türkiye’nin siyasî gücünün en zayıf olduğu dönemde bile hiçbir devlete göstermediği kolaylığı Arnavutluk’a gösterdiklerini ifade etmiştir. Gazeteciler, Şükrü Kaya’ya Arnavutluk heyetinin ısrarının sebebini tekrar sormuştur. Ş. Kaya da Arnavutluk heyetinin seçme hakkına sahip kimselerin Türkiye’de askerlik hizmetine alınması hususuna karşı çıkması
olduğunu ifade etmiştir. Oysa Ruslarla yapılan Tâbiyet Anlaşması’nda bile Müslümanların Türkiye’yi terk edinceye kadar Türk tâbiiyeti muamelesi görmeleri ile askerlik yapmalarının kabul edildiği Arnavutluk heyetine hatırlatılmıştır. Türk tâbiyetinin ebedi olduğu düşüncesiyle Türkiye Devleti, bunu her vakit ve her devlete karşı büyük bir kararlılıkla savunmuştur. Ancak Arnavutluk heyeti taleplerinde ısrar etmiştir. Mesele burada düğümlenince Arnavutluk heyeti, yetkilerinin bu derece olmadığını belirtmiş ve Ankara’dan Arnavutluk ile haberleşmenin güç olduğu gerekçesi ile iki üç gün İstanbul’a gitmek için izin istemiştir.

Müzakereler sonucunda dostluk ve ikamet anlaşmaları sorunsuz olarak tamamlanmış, sadece imzalanmaları kalmıştır. Ancak tâbiyetle ilgili analaşmazlık Arnavutluk heyetinin görüşmelere ara vermesine sebep olmuş-
tur. Görüşmeler kesintiye uğrasa da Arnavutluk heyetinin Türkiye’de eğitim görmüş ve hizmet vermiş kişilerden teşkil edilmiş olması sebebiyle Türkiye heyetinde ve TBMM’de hatta Türk basınında anlaşmaların imzalanacağına
dair iyimser bir hava oluşmuştur. Ancak durum tersine olup Arnavutluk heyeti başkanı Eşref Bey, Arnavutluk
Başbakanına yazdığı mektupta fikirlerini sıraladıktan sonra Türk Hükûmeti’ni anlaşma yapılan konularda samimi bulmadığını ifade etmiştir. Arnavutluk heyetine göre anlaşmazlığın sebebi Türk Hükûmeti’nin “Türkiye’nin
terk etmiş olduğu bölgelerden gelen ve Türkiye Cumhuriyeti sınırında oturan herkes Türk vatandaşıdır.” prensibinde ısrarlı olmasıdır. Hâlbuki kendileri, müzakerelerin başında Arnavutluk’tan gelenlerin ve Türkiye’de
ikamet eden Arnavutların Arnavut vatandaşı kabul edilmesinde ve tekrar Arnavutluk vatandaşı olmak isteyenlere seçme hakkı tanınmasında ısrarlı olmuşlardır. Türk Hükûmeti’ni anlaşma yapılan konularda samimi bulmayan Eş-
ref Bey, yazdığı bu mektupta yabancı uyruklular konusunda Türkiye’nin bakış açısı hakkında detaylı bilgi vermektedir. Eşref Frashëri, Türkiye’de yabancı unsurların toplu halde değil dağınık halde yaşayacaklarını, ticaretle
uğraşan ve sanayide çalışan Hıristiyanların Türkiye’de yaşamalarının çok zor olacağını ve Hıristiyan Arnavutların Yunan olarak kabul edilerek Türkiye’den gönderileceğini de yazmıştır. Eşref Bey, bu düşünce ve ithamlarında
Türkiye’ye haksızlık etmiş gibidir. Soruna sadece Arnavutluk menfaatleri çerçevesinden bakmıştır. Çünkü Türkiye, bağımsızlık ve diplomasi savaşından yeni çıkmış, siyasî rejimini yeni belirlemiş bir devlettir. Türkiye, tâbiiyet
konusunda Osmanlı Devleti döneminde yaşanmış olumsuzluklardan ders almış olduğu için Lozan Barış Antlaşması çerçevesinde hassas davranmaktadır. Bu sebeple Arnavutluk heyet başkanının belirttiği gibi Türk Hükûmeti
samimiyetsiz değil, son derece temkinlidir. (Arnavut Haber Notu; Yunanistan ile Mübadele anlaşmasında İstanbul hariç diğer Ortodoks Arnavutlar Yunanistana gönderilmiştir. Bu konuda Arnavut heyetinin endişesi haklıymış)  Görüşmeler kesintiye uğradıktan sonra Arnavutluk heyeti 19 Kasım 1923 günü Ankara’dan ayrılıp İstanbul’a gitmiştir. Heyet, önce Arnavutluk’a gitmeyi düşünmüş fakat sonra da müzakereyi İstanbul’dan sürdürmeye karar vermiş ve İstanbul’da ikamet eden Arnavutlarla 5 Aralık 1923 günü bir toplantı yapmıştır. Eşref Bey’e göre toplantıda Arnavutluk heyeti, İstanbul’daki Arnavutların taleplerini “Arnavutluk vatandaşı kalmak” ve “Türkiye’de yaşamak” olarak tespit etmiştir. Eşref Frashëri Bey’e göre binlerce Arnavut özünü kaybetmeden Amerika’da, Romanya’da ve Bulgaristan’da yaşamaktadır. Kendi bağrından binlerce vatandaşını atmak hiçbir hükûmet için kolay değildir.
Tâbiiyet konusunda Arnavutluk heyetinin bu denli aşırı hassas davranmasının sebebi bellidir. Türkiye’de ve İstanbul’da yaşayan Arnavutlar eğitim, kültür ve ekonomik olarak daha vasıflı ve donanımlıdır. Arnavutluk
heyeti, Türkiye’deki Arnavutların mevcut konumlarını muhafaza ederek Arnavutluk’a katkı sağlamasını beklemektedir. Ayrıca Arnavutluk heyeti, Arnavutluk’a dönme hakkını kullanacak olan Arnavutların Türkiye’de kaldıkları müddetçe askere alınmamaları için de direnmektedir. Lozan Barış Antlaşması ile bağımsızlığını Batılı devletlere tescil ettirmiş olan Türkiye ise kimden ve nereden gelirse bu tür yaptırımlar için taviz vermek niyetinde
değildir.

4. Türkiye-Arnavutluk Anlaşmalarının İmzalanması

İstanbul’daki Arnavutlarla görüşmeleri çerçevesinde hükûmetinin onayını alan Arnavutluk heyeti, Türkiye’de yaşayan Arnavut toplumunu tereddütten kurtarmak için yeni bir girişimde bulunmuştur. Buna göre askerlik
yaşına gelmiş olan Arnavutlar, seçme hakkını hemen kullanırken Arnavutluk vatandaşlığını seçenler de hemen Arnavutluk’a döneceklerdir. Türkiye’de kalma tercihini kullanacaklar ise askere alınabileceklerdir. Arnavutluk
heyeti yeni tekliflerini Türk heyetine ileterek heyetin cevabını İstanbul’da beklemeye başlamıştır. Arnavutluk heyetinin bu teklifine Ankara’dan olumlu cevap verilmiştir. Yalnız Arnavutluk heyeti, anlaşmaların İstanbul’da
Türk heyeti ise Ankara’da imzalanmasını talep etmişlerdir. Arnavut heyetinin anlaşmayı İstanbul’da imzalama talebi uygun görüldüğü için Ankara’dan gönderilen anlaşmalar, 8 Aralık 1923 günü Arnavutluk heyetince İstanbul’da imzalanmış ve heyet müteakiben İstanbul’dan ayrılmıştır. Türkiye tarafı da anlaşmaları 15 Aralık 1923 günü imzalamıştır.
a. Türkiye-Arnavutluk Muhadenet Muahedenamesi (Dostluk Anlaşması)

Dostluk Anlaşması’nda her iki ülkenin beş asır birlikte yaşamalarından kaynaklanan bağların iki millet arasındaki samimiyeti geliştirerek sürdürmesinde etkin olacağı vurgulanmıştır. Ayrıca iki devlet arasındaki ilişkilerin her iki milletin saadet ve refahına katkı yapacağı inancı da dile getirilmiştir. Anlaşmanın birinci maddesinde samimi ve ebedi bir dostluğun var olacağı belirtilirken ikinci maddesinde her iki devlet arasındaki diplomatik ilişkilerin uluslararası hukuk kurallarına göre yapılacağı ve her iki tarafın diplomasi ve şehbenderi memurlarının karşılılık esasına göre hareket edecekleri ifade edilmiştir. Üçüncü maddesinde ise İkamet Mukavelenamesi ile
Tâbiiyet İtilânamesi imzalamak hususunda tarafların anlaştıkları belirtilmiştir. Dördüncü maddesinde tasdik olunacak anlaşmanın mümkün olursa Ankara’da teati edilmesi ile tasdiknamelerin tasdikinden 15 gün sonra yürürlüğe girmeleri kabul edilmiştir. Böylece ilk dostluk anlaşmasını Lozan’da Polonya ile imzalamış olan Türkiye, cumhuriyet ilân edildikten sonraki ilk dostluk anlaşmasını da Arnavutluk ile imzalamıştır. Benzer bir şekilde Arnavutluk da ilk dostluk anlaşmasını Türkiye ile imzalamıştır.

b. Türkiye-Arnavutluk İkamet Mukavelenamesi (Sözleşmesi)

Türk tebaasının Arnavutluk’ta, Arnavutluk tebaasının Türkiye’de ikamet şartlarını düzenleyen sözleşmesinin birinci maddesinde her iki taraftan birinin tebaasının diğerinin arazisinde ikamet ve meksetmek (kalmak) hakkına sahip olacakları ile ilgili memleketin kanun ve nizamları çerçevesinde serbestçe seyahat edebileceklerine karar verilmiştir. Her bir ülkenin tebaası her birisinin arazisinde ikamet edebilecek ve her türlü ticaret, sanat, meslek yapabilecek ve her ne nam altında olursa olsun mahalli tebaadan daha yüksek bir vergi, resim veya mükellefiyete tabi olamayacaklardır. Her iki ülke vatandaşları, şehir ve kasabalar haricindeki arazide her türlü emlak ve gayrimenkule ilgili memleketin kanun ve nizamları ölçüsünde sahip olabilecektir. Her iki taraf vatandaşı, diğerinde hiçbir askerî hizmet mecburiyet ya da mükellefiyetinde olmayacaktır. İkamet davaları işletmelerin bulunduğu memleketin kanunlarına göre sonuçlandırılacaktır. Kanuna aykırı bulunmadıkça taraflardan her birinin tebaasının diğer tarafın arazisinde bulunan mülkleri istimlak olunamayacak veya mallarındaki haklarından mahrum bırakılmayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti ile Arnavutluk Hükûmeti arasında imzalanan ikamet sözleşmesinin onaylandıktan bir ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır.

c. Türkiye-Arnavutluk Tâbiiyet İtilâfnamesi

Arnavutluk arazisi ahalisinden olan ve bu itilâfname yürürlüğe girdiği zaman Arnavutluk Devleti arazisinde ikamet edenler, Arnavutluk Devleti tebaasından kabul edilecektir. Anlaşma yürürlüğe girdiğinde Arnavutluk Devleti arazisinden olup da Türkiye’de ikamet edenler ise Türk tebaası kalacaklardır. Arnavutluk Devleti arazisinden olup da
Türkiye’de ikamet eden ve 18 yaşını doldurmuş bulunanlar bu itilâfnamenin yürürlüğe girdiği tarihten bir yıl içerisinde Türk tâbiiyetini terk ederek Arnavut tâbiyetini ihtiyar edebilecektir (seçebilecektir). Arnavutluk tâbiyetine
geçecekler, itilâfnamenin yürürlüğe giriş tarihinden sonra bir yıl içerisinde Türkiye’de bulunan malvarlıkları ile gayrimenkullerini ellerinden çıkarmaya, bütün borçlarını ödemeye ve her türlü alakalarını keserek bir daha dönmemek üzere Türkiye’yi terk etmeğe mecbur kılınacaktır. Arnavutluk’ta ikamet eden ve Arnavutluk tâbiyetine geçmiş 18 yaşını doldurmuş Türkler de (3. maddedeki Arnavutlar gibi) mütekabiliyet esasına göre işlem görecektir. Arnavutluk arazisinden olup da Türkiye’de kalan ve Türk tebaasında bulunanlar Arnavutluk’taki mal ve
gayrimenkullerini muhafaza edecekleri gibi Arnavut tâbiyetinde olanlar da Türkiye’deki mallarını muhafaza edebilecektir. Kocaları 18 yaşından küçük olan kadınlar da ebeveynlerinin tabi oldukları haklara sahip olacaktır. Arnavut arazisi halkından olan ve bu itilâfnamenin yürürlüğe girdiği tarihte Türk tebaası olarak Türkiye ve Arnavutluk sınırı dışında bulunanlar, altı ay içerisinde Türk memurini şehbenderesine bir beyanname ile müracaat etmek suretiyle Arnavutluk Devleti tâbiiyetini seçmekte serbest kalacaktır.

Türkiye ile Arnavutluk heyetleri arasındaki görüşmelerin sonucunda 15 Aralık 1923 tarihinde dostluk anlaşması, ikamet ve tâbiiyet sözleşmelerinin imzalanması ile Türkiye-Arnavutluk siyasî ilişkilerinin hukukî çerçevesi
oluşturulmuştur472. Anlaşmaların imzalanması ve siyasî ilişkilerin hukukî çerçevesinin oluşturmuş olmasına rağmen anlaşmaların yürürlüğe girebilmesi için iki ülke meclislerince onaylanması beklenilmeye başlanmıştır.
Türk basını, Arnavutluk heyetinin Türkiye’ye gelişinden itibaren müzakerelere olumlu bir şekilde yaklaşarak oldukça geniş yer vermiştir. Benzer şekilde müzakereler Arnavutluk basınında da ilgi görmüş ve iyi karşılanmıştır. Korça’da (Görice’de) yayımlanan “Shqiptari i Amerikas” (Amerika’nın Arnavut) gazetesi, görüşmelerle ilgili olarak 1 Aralık 1923’de iki devletin ve halkın iyi niyetlerine dayalı içtenlikli dostluk ilişkileri kurulacağına sevinildiğini yazmıştır. “Paqja” (sulh) gazetesi 17 Aralık 1923 günü bu dostluk anlaşmalarının sürekli güven ve dostluğa yol açacağını ve bunun da iki tarafa sayısız faydalar sağlayacağını yazmıştır.

İki ülke arasında anlaşmaların imzalanmış olması, Türkiye ve Arnavutluk kamuoyunca olumlu karşılanırken bu gelişme özellikle Yunanistan’da tedirginlik yaratmıştır. Yunanistan, Arnavutluk heyetinin Türkiye’ye gidece-
ği öğrendiğinde Yunanistan’a düşman bu iki Müslüman ülke arasındaki anlaşma ne amaçlıyor, diye merak uyandırmıştır. Türkiye ve Arnavutluk’taki haksız ve hukuksuz Yunan işgaline karşı bu iki dost devletin işbirliğinden
haberdar olan Yunanistan, bağımsızlık sonrası bu iki ülkenin yaptığı anlaşmalardan da tedirgin olmuştur.

Dr. Halil Özcan 

ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU
ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ

ATATÜRK DÖNEMİ
TÜRKİYE-ARNAVUTLUK
İLİŞKİLERİ
(1920-1938)

Haber Editörü : Tüm Yazıları
www.arnavuthaber.com Türkiye Arnavutlarına Yönelik Bağımsız İmece İnternet Yayınıdır
Yorum Yaz