REKLAM REKLAM

Dayton’dan Günümüze Bosna Hersek

435 defa okundu kategorisinde, 24 May 2017 - 14:13 tarihinde yayınlandı
Dayton’dan Günümüze Bosna Hersek

Dayton’dan Günümüze Bosna Hersek

Hasip GÜLTAŞ

14 Aralık 1995 tarihinde Dayton Anlaşması ile  Hırvatistan Savaşı ve Bosna Savaşı sona erdi.  Dönemin Bosna Hersek, Hırvatistan ve Yugoslavya Cumhurbaşkanları bu anlaşmaya imza attı. Dört yıllık kanlı ve Boşnak halkının soykırıma uğradığı  bir savaş sonrası Aliya İzzetbegoviç’in  halkımı yaşatmak için imzalamaya mecburdum diye açıkladığı anlaşma ile Bosna Hersek ve Hırvatistan’ın idari ve siyasi şekli ortaya çıktı. Dayton Bosna Hersek için sadece savaşı sonlandırdı sorunları çözemedi. Hırvatlar için ise bir kazanç oldu. Ülkelerini özellikle Krajina ve Slavonya bölgelerine yaşayan ve bu bölgelerde çoğunluk olan Sırp azınlıktan arındırdılar. Rafine bir Hırvat devleti elde ettiler. %99 Hırvatlar’dan oluşan ülke ile kısa sürede savaş yıkımını imar edip, AB uyum yasalarını çıkarıp AB üyesi oldular. Bosna Hersek için ise savaşı durduran, savaşan tüm kesimlere o an hakim oldukları topraklarda biraz rötüş ile yönetim sağlayan karışık bir yapı oluşturdu. Anlaşmada taraflar biraz birbirlerine toprak verdi. Sırplar Saraybosna, Gorajde ve Mostar yoluna doğru biraz çekildi. Boşnaklar Banya Luka, Doboy istikameti ve Kuzey Bosna bölümlerine Sırplara toprak bıraktı. Fakat ülkenin %50 ile en kalabalık topluluğu Boşnaklar’a yaklaşık %30 topra bıraktı. Boşnaklar genelde dağlık alanlar ve savaşta sığındıkları şehirlerde kuşatılmış kaldılar. Ülke 51.197km2 toprak ve 2013 sayımına göre ülke nüfusu 3,531,159 kişi bunların dağılımı; Boşnak 50,11, Sırb 30,78, Hırvat 15,43 %3,5 diğer. Para birimi Konvertibl Mark(KM)’dir.  1euro=1.95KM sabit kurdur.  Dayton anlaşması sonrasında ülke içinde üç etnik gruplu, üç devletli ve üç basamaklı bir yapı oluştu.

Bosna Hersek Devleti(BiH/Bosna i Hersegovina); Devlet siyasi ve idari sistemini cumhurbaşkanlık makamından başlayarak izah edeceğim. Devletin en üst makamı Boşnak, Hırvat ve Sırp üyeden oluşan Cumhurbaşkanlığı Konseyidir. BİH Cumhurbaşkanlığı Konseyi  Boşnak üyesi Bakir İzzetbegoviç(SDA) (Aliya İzzetbegoviçin’in oğlu), Hırvat üyesi Dragan Çoviç(HDZ), Sırp üyesi Mladen İvaniç’tir (SDS&SNS).  Yani 3 Cumhurbaşkanı var. Uluslararası konularda üçü mutabık olmazsa alınan karar geçerli sayılmıyor. Buda genelde Sırp üyenin verdiği kararlar ile ülkenin dış politika da patinaj yapmasına yol açıyor. Bosna Konfederasyon sayılacak şekilde alt entitelerin yetkili olduğu bir idari yapıdır. Cumhurbaşkanlığı konseyinin altında meclis var. Meclis temsilciler meclisi ve Halklar meclisi olarak iki yapılı. Temsilciler meclisi oy çoğunluğuna göre ülke genelinde seçilen 42 temsilciden oluşuyor. Kararlar meclis çoğunluğu ile alınıyor. Halklar meclisi ise 5 Boşnak, 5 Hırvat ve 5 Sırp’tan oluşan 15 temsilcili bir meclis. Kanunlar çıkarken her etnik grubun çoğunluk onayı gerekiyor. Burada Sırp üyeler provokatif davranışları ile meclisleri genelde işlemez kılıyor. Ülke meclisinin  hükümeti ve başbakanı var. Hükümet Başbakan’ın dışında ülkenin  dış işleri, güvenlik, adalet, finans, ekonomi, savunma, insan hakları, ulaşım ve vatandaşlık işleri ile görevli dokuz bakandan oluşuyor. Bakanların yetkileri merkezi koordinasyon seviyesindedir. Etnik liderler ve alt etnisiteler onay vermeden tek başına alabilecekleri kararları yoktur. Bu bakanlıklar eşit olarak Sırp, Hırvat ve Boşnaklar arasında paylaşılıyor. Yani buraya kadar gördüğünüz gibi karışık bir devlet yapısı tepede 3 halka eşit temsil hakkı veren ve her kararda o halkın çoğunluk oyuna ihtiyaç duyan bir sistem var. Uzaktan bakınca ne güzel herkesin fikri ve oluru ile ortak akılla işler yürür gibi gözükse de realite öyle değil. Dayton sonrasında da Bosna Sırpları bağımsızlık yada Sırbistan ile birleşme fikrinden hiç vaz geçmedi. Bu sebeple Bosna Hersek’in AB, Nato vs yapılara üye olmasına engel oldular. Siyasi reformları meclislerde red oyu vererek tıkadılar. Sırbitan’a alan açacak politika ve siyaset yaptılar. Buda zaten savaş ile yıkılmış Boşnak Hırvat kesimini ekonomik olarak daha zora soktu. Çünkü Boşnak Hırvat bölgesi hem savaş yıkımını imar etmek, yıkılmış sanayi, ticaret, üretimi vs harekete geçirmek, hemde ülke bütünlüğünü korumak zorundaydı. Sırplar yıllardır bu şekilde politikalarına devam ediyor. En küçük bir şeyde ayrılık referandumu kararı alacağız deyip ülkeyi siyasi krize sokuyorlar. Bağımsız devlet gibi hareket edip ulusal gün, ulusal sembol vs belirliyorlar. Bunun sonucu savaş korkusu ile ülkeye yatırım yapacak sermaye vaz geçiyor. Bunun zararını da Boşnak Hırvat bölgesi çekiyor. Ülkede ki bu çıkmaz yapıya Dayton Antlaşması ile kurulan ve tepe noktasında bulunan Yüksek Temsilci adı verilen kurum hakemlik yapıp çözüm üretmeye çalışıyor. Yüksek Temsilcinin geniş yetkileri var bakan dahil tüm siyasileri ve bürokratları görevden alabiliyor. Fakat dediğim gibi ayrılıkçı ve kaos çıkarıcı Sırp tehditleri yüzünden görevden alma şeklinde değilde genelde uzlaşı yolunu tercih ediyor. Savaş suçu ihtamı yapılan yada ırkçı ayrımcı söylemde bulunanlara karşı bu yetki kullanılıyor. Bütün bu zorluklara rağmen Bosna Hersek AB ile uyum yasalarının önemli bölümünü çıkarmış. Vatandaşları vizesiz seyahat hakkına ve AB ile serbest ticarete sahiptir. Kosova cumhuriyetini Boşnak ve Hırvatlar tanımakta fakat Sırp üyenin tanımaması yüzünden tanıma kararı resmiyet kazanmamıştır. Bu sebeple Kosova Pasaportlular Bosna Hersek’, Bosna pasaportlular Kosova’ya vize ile seyahat etmek zorunda ayrıca ülkeler arası diplomatik temsilcilik ve diplomatik ilişki yok. BM oylamaları ve uluslararası kurumlara üyelik vs konularında üç konsey üyesinin oybirliği gereklidir. Görüldüğü gibi Bosna Sırp’larının bu tutumu yüzünden Arnavutlar  ile Bosna’nın Boşnak ve Hırvatları ulaşım, ticaret ve iletişim sorunu yaşamaktadır. Bunun gibi irili ufaklı onlarca başka konuda Bosna Sırplarının vetosu yüzünden sürüncemede kalmakta Bosna Boşnakları ve Hırvatları zorluk yaşamaktadır.

Devlet tepe yapısıdan sonra ülke üç devletçiğe ayrılıyor. Bosna Hersek devleti federasyonu; Boşnak Hırvat Federasyonu (BHF/Federasiya), Sırp Cumhuriyeti (RS/Republika Sırpska) ve Bırçko(DS/Distrikt Brçko) tarafsız özerk bölgesinden oluşuyor. Merkezi vergi gelirleri devletçik ve kantonlara nüfusları oranında paylaştırılıyor. Makalenin devamında devletçikler için kısaltmaları kullanacağım.

Bırçko Özerk Yönetimi (DS/Distrikt Brçko);  Sava nehri kıyısında RS’nın kuzey ve Güney bögelerini birleştiren çok stratejik bir noktadadır. Hırvatistan, Sırbistan, BHF ve RS’nin tam kesişme noktasındadır. Savaşta da stratejik yer olduğundan dolayı dayton anlaşması ile özerk bir yapı sağlanmıştır. 493km2 toprağa 2013 sayımına göre  93.000 kişilik nüfusa sahiptir. Nüfus dağılımı Boşnaklar %42,5 Sırplar %34,5, Hırvatlar %17 Diğerleri %2 Bosna içinde küçük bir devletçik gibi olan yapı Boşnak, Sırp, Hırvat koalisyonlar ile bugüne kadar yönetildi.

Bosna Sırp Cumhuriyeti (RS/Republika Sırpska);  RS Soykırım ile etnik arındırılmış durumda. Savaş sonrası dönüş yapan Boşnak ve Hırvatlar olsada bu genel nüfüs içerisinde %17’yi geçmiyor. %82 Sırp, %14 Boşnak, %2.5 Hırvat ve %1.5 diğer kesimlerden oluşan nüfus yapısı var. 24.641km2 toprağı elinde barındırıyor. Kuzey RS bölgesine savaş sonrası Boşnak ve Hırvat dönüşü olmuş, En büyük soykırımın yapıldığı Sırbistan sınırındaki bölgeye geri dönüş sınırlı kalmıştır. 2013 sayımına göre nüfusu 1.327.000 kişi. RS’nin idari yapısı merkezi devlet ve illerden oluşan yerel yönetim şeklindedir. Kendi anayasası, cumhurbaşkanı, başbakanı, meclisi ve meclisbaşkanı vardır. Meclisi 83 temsilciden oluşuyor.  Dayton antlaşması ile bu başkanlara Boşnak ve Hırvat yardımcılar getirildiyse de meclisinde ve nüfus olarak çok küçük azınlıkta olan Boşnak ve Hırvat kesimin RS’de siyasi, politik ve idari etkisi olmuyor. Sırplar bölgesel cumhuriyeti istedikleri gibi yönetiyorlar. Yönetim merkezi olduğu için karar alma ve bürokrasi süreçleri daha kolay işliyor. Bu da yabancı yatırım ve kredilerin girişinde kolaylık sağladı. Ayrıca Sırbistan ve Rusya’nın bölge cumhuriyetine destekleri ve savaş sırasında Sırpların elinde tutuğu kentlerin hasar almamış olması bölgeyi ekonomik olarak BHF’den daha ileriye götürdü. Ayrıca ülkenin tarım yapılabilir düzlük alanlarının büyük kısmı Sırpların yönetimi altında. Buda onlara avantaj sağlıyor. Sırp siyasetini iki parti domine ediyor SNDS adlı Sırp devletçiği Cbşk. Milorad Dodik’in lider olduğu parti ve SDS adli Vukota Govedarica’nın lider olduğu parti Dayton’dan günümüze bu iki parti RS’yi yönetti. Siyasi çıkara göre bazen AB yada ABD’ye yakın durmaya çalışsalar da Sırplar genelde Rusya ve Sırbistan çıkarlarına göre pozisyon alıyor. Bosna Hersek’in ulusal faydası yerine belirtiğim devletlerin ve kendi ayrılıkçı politikalarını gündem yapıyorlar. 1995’ten sonra yatırım ve finans alan RS siyasilerinin yolsuzluk ve savurganlığı ile şu anda borç batağında. Nüfus olarak BHF”nin yarısından az olmalarına rağmen borçları BHF kadar. Son dönemlerde BHF’nin ekonomisi RS ekonomisine göre daha pozitif işaretler vermektedir.

Boşnak Hırvat Federasyonu (BHF/Federasiya); BHF Savaş sırasında Boşnak ve Hırvatların  tuttukları bölgelerde kurdukları idari yapıdır. Dayton barış anlaşması ile Boşnak ve Hırvatlara kalan topraklar bu idari yapı ve onun altındaki on kantona bölünmüştür. Yani Boşnak ve Hırvatlar’ın ellerinde tutuğu ülkenin %52’si bir federasyon ve bu federasyona bağlı on kanton ile yönetilmektedir. 26.110km2 toprağa ve 2013 sayımına göre 2.219.000 kişilik nüfusa sahiptir.  BHF on kanton dan seçilip gelen bir meclise sahiptir. Bu meclis Temsilciler Meclisi ve Halklar Meclisi olarak iki kanattan oluşur. Temsilciler Meclisi 98 üyeden oluşur ve BHF sınırları içinden seçilip gelen temsilcilerden oluşur. Halklar Meclisi 58 üyeden oluşur. BHF sınırları içinden partilerin aldığı oya göre seçilip gelirler. Meclislerin güven oyu verdiği hükümeti ve başbakanı vardır. Hükümet Başbakan dışında 16 bakanlıktan oluşur. Yetkileri on kantonun yönetimlerini kordine edecek seviyededir. BHF sınırlarını kapsayan yetkileri maliye, ekonomi, ulaşım, enerji, vergi, güvenlik, adalet ile sınırlıdır. Sağlık, eğitim, altyapı, yerel yönetim vs konularda yetki kantonlar dadır. BHF hükümeti burada ancak kordinatör durumdadır. Bu bölünmüş yapı içinde yerel ile uyumlu çalışmak, tarafların genelde ayrı siyasi partilerde olması sebebiyle içok zor oluyor. Buda devlet yönetimi ve bürokrasiyi hantal kılıyor. BHF nüfusu ve siyasetini Boşnak ve Hırvatlar domine ediyor. 2013 sayımına göre BHF nüfusunun %70,4 Boşnak, %22,4 Hırvat ve %3,6’sını Sırplar oluşturuyor. Boşnak Siyasetini Aliya İzzetbegoviç’in kurduğu SDA, Şu anda oğlu Bakir İzzetbegoviç liderliğini yürütüyor. Eski komünistler SDP’de siyaset yapıyor liderleri Nermin Niksiç ve  Medya patronu Radonçiç’in kurdu SBB, domine ediyor. Eski Genelkurmay başkanı Sefer Haliloviç’in kurduğu BSP Bosna Vatansever Partisi Boşnak’ların 4. güçlü partisi. Sırp ayrılıkçılığına ve siyasi yolsuzluklara karşı güçlü söylemleri olan bir parti. Uluslararası arenada destek bulamaması Boşnaklar için bir kayıp. BSP başkanı Haliloviç Arnavutlar ile Boşnakların ittifakını savunuyor. Bosna’da tüm dinler ve etnik grupların birlikte eşit yaşamasını gerektiğini belirtiyor. Fakat ülkeyi bölmeyi düşünenlere karşı sert söylemleri ile biliniyor. Sırpların ayrılıkçı ve kaos tehditlerine karşı cesaretle cevaplar veriyor. DF demokrat Cephe Hırvat Jelko Komşiç tarafından kurulmuş tüm etnik grupları bünyesinde birleştirmeye çalışan SDP’den ayrılan bir oluşum seçmenin büyük kısmı Boşnak’dır. Hırvatlar HDZ BiH ve HDZ 1990 adlı iki partide siyaset yapıyorlar. Son genel seçimlerde ittifak yaptılar. HDZ BiH gbşk aynı zamanda cbşk konseyi Hırvat üyesi olan Dragan Çoviç’tir. Bu ittifaka Hırvatların%90’ı oy vermektedir. Boşnak partilerin halkta sokaktaki görünümü SDA yıllardır devlete hakim yandaşlara iş bulma örgütü. SDP serbest piyasa ekonomisinden anlamaz kabiliyetsiz komünistler. SBB lideri kendini multi milyoner yaptıysa belki bizide kurtarırlar diye düşünüyorlar. Cem Uzan’a oy veren kesime benziyor. Açıkçası ufuk açacak domine Boşnak partisi yok. Hırvat HDZ lideri Dragan Çoviç’e ise Hırvatlar bizede RS gibi Bosna içinde RH(Hırvat devletçiği) sağlayacak adam diye bakıp oy veriyorlar.

BHF’nin kendi içinde ayrıldığı on kantonu sayarsak.

1 Una-Sana(Una-Sanski) Kantonu başkenti Bihaç. Boşnak nüfus çoğunlukta. Bosna’nın kuzey batısında krayina bölgesini kapsıyor.

2 Savaüstü(Posavina) Kantonu başkenti Oraşye. Hırvat nüfus çoğunlukta. Ülkenin kuzey doğusunda Sava nehrinde Hırvatistan sınırı boyunda yeralıyor.

3 Tuzla(Tuzlanski) Kantonu başkenti Tuzla. Boşnak nüfus çoğunlukta.  Ülkenin orta doğusun da  yer alıyor.

4 Zenisa Doboy(Ze-Do) Kantonu başkenti Zenisa. Boşnak nüfus çoğunlukta. Ülkenin orta kesiminde yer alıyor.

5 Bosna Drina Altı(Podrinski) Kantonu başkenti Gorajde. Boşnak nüfus çoğunlukta. Ülkenin Orta güney kesiminde yer alıyor.

6 Orta Bosna(Sredna Bosna) Kantonu. Boşnak çoğunluk yaşıyor. Hırvat nüfus’da %20 civarı. Ülkenin merkezinde yer alıyor.

7 Hersek Neretva Kantonu başkenti Mostar. Boşnak-Hırvat nüfus yarı yarıya.

8 Saraybosna ve çevresi kantonu başkenti Saraybosna. Boşnak nüfus çoğunlukta.

9 Batı Hersek kantonu başkenti Şiroki Breg. Hırvat nüfus çoğunlukta. Ülkenin batısında Hırvat sınırında yer alıyor.

10 Hersek Bosna kantonu. Hırvat nüfus çoğunlukta. Ülkenin batısının kuzey kesiminde yer alıyor.

Bu saydığımız 10 kantonun her birinin meclisi, başbakanı bakanları var. Özerk yapıya sahiptir. Ayrıca her ilin belediye başkanı ve belediye organları var. BHF hükümetinin etkisi sadece yetkisindeki konularda. Birde finans bütçe ellerinde olduğu için biraz yaptırım güçleri var. Oda verginin büyük kısmı nüfusa göre dağıtıldığı için bütçenin belli kısmı kadar etkili.

Bu kadar karışık idari yapılardan sonra sistem ister istemez işlemiyor. Komünist rejim, ardından yıkıcı iç savaş ve sonrasında kurulan bu karmaşık idari yapı içinde sermayesi ve üretim araçları olmayan toplum yıllardır zor günler yaşıyor. Bu sebeple tek garanti geçim kaynağı siyaset yada devlette istihdam oluyor, doğal olarak. Üstte RS’nin merkezi yapı olmasının avantajı ve ekonomik durumu belirtmiştim. BHF ye göre savaş sonrası açık ara önde başlayan RS ekonomisi alınan ağır borçlar ve yolsuzluklar ile sıkıntılı bir süreçte. BHF’nin işlemeyen devlet yapısının tek faydası fazla borçlanamaması ve finans çevrelerinin gerçekçi görmedikleri yatırımlara kredi vermemesi. Bu sayede BHF daha az borç yükü altında. Ülke geneli son yıllarda resesyon ve kriz içinde İMF programları çerçevesinde kemer sıkma, tekel ürünlerinde vergi artışı ve kdv oranında artış, kamu maaşlarında kesinti gibi önlemler alındı. Fakat ülkenin asıl sorunu doğal bir üretim, istihdam, ihracat ve tüketim zinciri yok. Doğal olarak işsiz toplum tüketmemekte gelir ve kdv vergisi ödeyememekte. Devlette yeterli kaynağı toplayıp bütçe yapamamaktadır. Tüm bunların ve ülkenin baş sorunu olan idari yapı. Ayrıca bu idari yapı yüzünden 22 yılda garabet bir siyaset şekli ortaya çıktı. Derebeylik gibi kantonlar, bu kanton yönetimini ele geçiren siyasi gruplar okul, hastane gibi kamu kurumuna yakınlarını atıyor. İstediklerini müdür, yönetici yapıp, istemediklerini işten çıkarıyorlar. Bölünmüş yapıdan dolayı ulusal bir kalkınma, yatırım ve program uygulanamıyor. Her idari yapı kafasına göre yönetim sergiliyor. AB ve uluslararası kurumların dayattıkları konularda mecburi konsensüs sağlanıyor. Mesela güvenlik, ithalat, ihracat rejimi, biometrik kimlikler, üretim standartları, bankacılık sistemi vs. konularda ülkede bir standart var. Fakat üstte belirttiğim sebeplerden ekonomi zor durumda. Gençler içinde işsizlik oranları korkunç boyutta üniversite bitiren gençlerin büyük kısmı AB’de iş bulup oraya çalışmaya gidiyor. Vasıfsız ve orta yaş kesimi AB’ye vizesiz 3 aylık seyahat hakkından faydalanıp çeşitli AB ülkelerine  mevsimlik kaçak işçi olarak çalışmaya gidiyor. Hırvatistan sınırı boyunda genelde Hırvatlar yaşıyor özelikle Şiroki Breg çevresi bölge ye yurt dışından vergisiz araç, oto parça, elektronik, tekstil vs. ürünler yurda kaçak sokulup satılıyor. BHF’de ticaret genelde Hırvat’ların kontrolünde. BHF hükümetin de maliye bakanlığı koltuğu genelde Hırvat’ların  olmuştur. RS Sırbistan sınırında bulunduğu içinde burada Sırplar yurda çeşitli kaçak ürün sokup satmaktalar. Gerek BHF gerek RS de yerel yönetim ile işbirliği içinde olan bu gruplara, yerel idareciler göz yummakta. Bu yüzden  ülke vergi geliri kaybı yaşamaktadır. Hırvat ve Sırp kesimleri bu işlerden haksız zengin olmakta vergi vermemekte. Buda hem bu kaçak ticarette pay alamayan, hemde çoğunluk olarak tüketimden alınan vergileri ödeyen kesim olan Boşnak’ları etkilemektedir. Savaş dönemin de savunma gereği ancak dağlık bölgelerde tutunan Boşnaklar ülkenin orta ve dağlık kesimlerin de yaşamaktadır. Buralarda tarım alanı azdır. Buda Boşnak halkının geçimini zorlamaktadır. Düz ve tarım yapılabilir alanlar çoğunlukla Sırp bölgesinde kalmıştır.

Tüm bu sebeplerden dolayı Bosna Hersek halkının geneli memnuniyetsizlik ve hoşnutsuzluk içindedir. Halkın ekonomi ve rafah seviyesindeki hoşnutsuzluğunu bastırmak için; Sırp siyasetçilerin Sırp şövenizmi, Hırvat siyasetçilerin BHF’nin ikiye bölünüp RS gibi bir Hırvat cumhuriyetçiği yaratılması istekleri ve bunların olması durumunda Boşnakların şu anda orta Bosna’da ve kuzeydeki Bihaç merkezli kanton da kuşatılmış kalmaları tehlikesi Boşnak siyasetçilere de milliyetçi ve muhafazakar söylemler söyletmektedir. Böylece ülkedeki kutuplaşma sona ermemek te ve alternatif siyaset oluşamamaktadır. Halkın bu hoşnutsuzluğundan yararlanmak için ülkenin medya patronu Radonçiç SBB’yi kurmuş popülist söylemler ile Boşnak toplumu içinde ciddi oy almıştır. Fakat kişinin siyasi çizgisi ve güvenirliği zayıftır. Savaş dönemi ve sonrası elde ettiği ciddi servetin kaynağının soruşturulmaması için siyasete girdiği söylenmektedir. Bu açığından dolayı son dönemde SDA etkisi ile gözaltına alınmış tutuklanmış ve partisi SBB SDA ile koalisyon yapmak zorunda kalmıştır. Savaş döneminde mücadele eden yiğit kadroların büyük kısmı şu anda siyaset dışındadır. SDA, SDP, SBB gibi partilerde siyaset yapanların geneli üstten aşağıya oluşturdukları piramit ile rantı parti mensuplarına paylaştırma şekliyle siyaset yapmaktadırlar. Sırp ve Hırvat partilerde de durum aynıdır. 22 yılda ülke içinde oluşan siyasi, bürokratik, mafyatik ve ticari ittifaklar ülke siyasetini ve ticaretini domine etmektedir. Bu sebeple Liberal, Vatansever yada Sosyal demokrat tüm ülke, tüm etnik grupları kapsayacak partiler çıkış yapamamaktadır. Türkiye SDA dışında partiler ile iletişimde değildir. Diğer partiler ile iletişim ve diyaloglar kurulmalıdır. Özellikle toplum içindeki hoşnutsuzluk ve sandığa gitmeyen kitleyi hesap edersek önümüzdeki dönemde Boşnak siyasetin de başka güçlü partilerin çıkma ihtimali yüksektir. Ayrıca SDA dışında diğer partiler bu sebeple AB ülkeleri ve ABD’ye yakınlık göstermektedir.

Halkta savaş sonrası devam eden işsizlik, kötü ekonomi ve hoşnutsuzluk 2014 yılında patlama noktasına geldi. Tuzla’da başlayan halk gösterileri, bir anda tüm ülkeye yayıldı. Yıllardır iş bulamayanlar, ülkedeki siyasi rant çemberinin dışında kalan yığınlar, savaş sonrası tam faliyete geçirilemeyen iflas eden fabrika ve kit çalışanları, işçiler, emekliler, gazi ve şehid ailelerinin de katılımıyla ülke genelinde büyük gösteriler düzenlendi. Cumhurbaşkanlığı binasının ateşe verilmesine kadar varan olaylar sonrasında, ülke genelinde asayiş zor sağlandı. O dönemde ülke tarihinin en büyük yağmuru yağdı. Ülkenin büyük kesimi sel ve yağmurun yol açtığı yıkımın etkisinde kaldı. Belki bu yağışlar ve seller olmasaydı gösteriler zor duracaktı. Velhasılı kelam Bosna Hersek’de sohbet içinde birisine politikacıları ve bürokratları sorduğunuz anda kafede, takside, pazarda vs her yerde aynı sin kaflı cevaplar alıyorsunuz. Bereketli pek çok yerlaltı ve yerüstü zenginliği olan topraklarda; karmaşık ve işlemeyen devlet yapısı, ayrışmış ve savaş yaraları olan siyasilerin kutuplaştırmaya devam ettiği toplum ile ülke ileriye gidemiyor. Ülkeyi bu idare edilmez sistem ve bu sistemden sadece kendi çıkarını düşünen siyasetten kurtarmak gerekiyor. Aynı coğrafyada yaşayan Boşnak, Hırvat ve Sırp halkları ortak hareket ederek; kalkınma, refah ve barışı bulabilir. Maalesef şu anda bu halklar birbirinden kopuk farklı güçlerden aldıkları destekler ile onların ajandasına ve içteki siyasilerin çıkarına göre yol alıyor. AB, ABD, Rusya çıkar çekişmeleri Bosna üstünde devam ediyor. Boşnak halkı sahipsizliği yaşamayı sürdürüyor. Son dönemde başkent ve çevresinde Arap iş adamları gayrimenkul yatırımı yapıyor. Bu yatırımlar üretim endeksli olmadığı için büyük bir faydası olmuyor. İnşaat malzemesi genelde dışardan ithal ediliyor. Konutlar yabancıya satılıyor. Yani ekonomiye toplumun refahına bir katkı sunmuyor. Türkiye savaş sonrası pek çok tarihi eseri, okulu, kamu binasını, spor kompleksini onarmış yada yeniden inşa etmiştir. Öğrencilere burslar vermekte. Yerel belediyelere altyapı vs yardımlarda bulunmaktadır. Ziraat Bankası ülke içinde şube sayısı ve kredileri ile ciddi müşteri sayısına ve hacime sahiptir. Fakat banka ancak küçük işletmelere kredi yada konut ev alanlara kredi desteği veriyor. Ülkede istihdamı artıracak büyük yatırımlara ihtiyaç var. Türkiye’nin yaptıkları bir çeşit pansuman tedavi, yada balık tutmayı öğretmek yerine balık verme gibi. Gerçi Türkiye’nin de kaynakları kısıtlı çok büyük bütçeler ayıracak imkanı yok. Bosna Hersek’e lazım olan başta Türkiye ve diğer Arap ülkeleri bir yatırım holding kurabilirler. AB’ye serbest ticaret ile ürün satabilen ülkenin her şehrinde ham madde kaynağı olan yıkık bir fabrika var. Ortalama ücretlerde düşük olduğu için orta ölçekli bu fabrikalar ile Bosna’da kar getirecek yatırımlar yapılabilir. 300-500 kişi çalıştıracak fabrikalar. 10-50 kişi çalıştıracak tarım ürünleri işleyecek, tekstil, mobilya vs kobiler kurulabilir. Bu ülke ekonomisine ivme kazandıracak balık vermek yerine balık tutmayı topluma öğretecektir. Asıl Bosna’ya uzak duran Türk özel sektörüdür. Sırbistan’a yapılan yatırım Bosnadan fazladır. Türk özel sektörüne, Türkiye devleti Bosnadaki bürokrasiyi aşma konusunda destek verir ve özel sektörü cesaretlendirse büyük kazanç fırsatları hem yatırımcı hem Bosna Halkı için mevcut. Aslında Türkiye’de BiM, A101 türü marketlere üretim yapan temizlik, kozmetik, gıda, içecek ürünleri üreten Türk menşeli firmalar içinde büyük potansiyel var. Global şirketler büyük üretim merkezlerinde ürettiği ürünleri Bosna Hersek’e getirip satıyor. Maket raflarındaki temizlik, kozmetik, hazır gıda vs. ürünlerin çoğu ithal. Türk firmalar burada üretim yapıp Bosna pazarını ve dolaylısıyla Balkan ve AB pazarında daha güçlü olabilir. Bosna içinde yerel markaları tüketme konusunda stklar aktivite ve tanıtım yapıyor. Boşnak, Hırvat, Sırp’ta Bosna içinde üretilen ürünü tüketirsem maaşım artar yada iş bulma ihtimalim artar bilinci oluşmaya başladı. Hırvat ve Boşnak bölgelerinde AB, Sırp bölgelerinde Rus sermayeli şirketler kısmi olarak var. Ayrıca ülke nehirlerinin hidro elektrik potansiyeli ve ülkenin doğal güzellikleri ile turizim potansiyeli de yüksektir. Ortada ucuz iş gücü olan bakir bir ülke mevcut. Bu potansiyel; bir uluslararası yatırım holding, yada islam ülkelerin kuracağı bir yatırım holding ile hem ülkeye hem yatırımcıya kazanç sağlayacaktır. Bir iki şehirde işsizliği sıfıra indiren yatırım yapıldığı anda diğer yerlerde de halk kanton yönetimlerine baskıda bulunacaktır. Küçük bir kanton olan Gorajde kobiler ile bu sorunu çözmüş. İçinde Türk yarımcıların da olduğu firmalar Gorajde de işsizliğin azalmasını sağlamıştır. Bunu büyük şehirlerde yapacak orta-büyük ölçekli yatırımlar takip ederse Bosna Hersek için yeni ufuklar açılabilir.

Siyasi ve idari yönetimdeki sıkıntıları yukarıda anlattım. Bosna Hersek’de Dayton savaşı bitirdi ama yaşamayı sağlamıyor. Ülke genelinde Boşnak, Hırvat, Sırp gençler iş bulamadığı için ülkeyi terk ediyor. Karışık devlet yapısının ve üç basamaklı idari yapının değişmesi gerek. Bölgeye sık sık giden biri olarak benim acizane görüşüm. Kanton ve devletçiklerin lağvedilmesi merkezi bir idare kurulması gerekir. Bunun yanında Bosna’da her ilde ayrı etnik grup yaşadığı için il yerel yönetimlerine geniş yetki verilmesi ile hantal devlet işleyişi çözülebilir. Bu sistemde Sırp Cumhurbaşkanı, Boşnak Başbakan, Hırvat Meclis başkanı ve her etnik grubun nüfus oranına göre bakanlık almasıyla bir birlikteci yönetim kurulabilir. Merkezi hükümet dış ilişkiler, adalet, finansman, ekonomi, enerji, ulaşım, sağlık sistemi, savunma, çevre koruma ve organize suça bakacak ekipler. İl yerel yönetimleri eğitim, altyapı, imar, tarım, sanayi, toplum sorunları vs konularda yetkili olursa Bosna içinde işleyen bir devlet mekanizması. Her etnik grubunda yaşadığı yerde sorunlarını çözecek kendi siyasetçisi olur. Benim fikrim dışında ülkeyi 5 multi etnikli idari bölgeye ayıracak merkezi bir sistemde konuşuluyor batı başkentlerinde. Fakat Bosna Hersek’in bu sorunlarının çözümü için Sırpların %47 toprağa sahip oldukları RS’den vazgeçmesi gerekiyor. Bu dünya konjektürün de Bosna Sırpları, Sırbistan ve Rusya buna yanaşmaz. Rusya silahlandırdığı Sırbistan ve Bosna Sırpları vasıtasıyla bir macera aramaya kalkar. Zaten son dönemlerde Karadağ ve Makedonya’daki Rusya yanlıların hareketleri bize Rusya’nın bölgeyi ateşe vermek için planları olduğunu gösteriyor. Boşnaklar ve Hırvatlar ise Dayton anlaşmasında revizyona sıcak bakıyorlar. Bakalım önümüzdeki dönemde bunun için bir masa kurulabilecek mi? Kurulursa Boşnak, Sırp, Hırvat taraflar onlara çözüm üretecek bir nokta da uluslararası camia ile birlikte anlaşacak mı? Yoksa güçlerin mücadelesin de bu üç halk ayrı tarafın piyonu olarak mı sahne alacak?

Balkan ülkesi Bosna Hersek kendi içinde toplumsal uzlaşmaya varmalı, farklı olana saygı ve birlikte yaşama inancını kuvvetlendirmeli. Aslında Boşnak halkı bu konu da en çok acıyı yaşamasına, soykırıma uğramasına rağmen en hazır durumda olanı. Sırplar ve Hırvatlar da bu fikirde olsa ve  Bosna’nın üç ayrı inanca sahip halkları Bosnalı kimliğinde ortak yaşam iradesine tutunabilse, sevdalinka şarkılarındaki sevda ülkesi hayat bulacak.

Her şeye rağmen doğal güzelliği ve milleti ile Bosna Hersek daima var olacaktır.

Halkı zorluklar için de yaşasa da.

Zivila Republika BOSNA i HERCEGOVINA!!!

Hasip Gültaş

www.balkangunlugu.com

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz